Otlutepe Köyü

Ziyaretci defterini oku - Ziyaretci defterine mesaj yaz Giris
Toplam mesaj: 1429
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 - 22 - 23 - 24 - 25 - 26 - 27 - 28 - [29] - 30 - 31 - 32 - 33 - 34 - 35 - 36 - 37 - 38 - 39 - 40 - 41 - 42 - 43 - 44 - 45 - 46 - 47 - 48 - 49 - 50 - 51 - 52 - 53 - 54 - 55 - 56 - 57 - 58 - 59 - 60 - 61 - 62 - 63 - 64 - 65 - 66 - 67 - 68 - 69 - 70 - 71 - 72 - 73 - 74 - 75 - 76 - 77 - 78 - 79 - 80 - 81 - 82 - 83 - 84 - 85 - 86 - 87 - 88 - 89 - 90 - 91 - 92 - 93 - 94 - 95 - 96
Ayhan KARAOĞLU
Eklendigi tarih/zaman: 25-01-2010 06:21:32
YUSUF ABİ
SELAMÜNALEYKÜM.YUSUF ABİ AMAÇ O YAZININ UZUNLUĞU KISALIĞI DEĞİL.AMAÇ TÜRKİYEMİZİN NE HALLERDE OLDUĞUNU,NE HALLERE GETİRİLECEĞİNİ VE BUNUDA YILLAR YILLARDIR DEVAMLI OLARAK GERÇEKLEŞTİRDİKLERİNİ SEN BENDEN BÜYÜK OLDUĞUN İÇİN DAHA ÇOK GÖRDÜN.70-80 YILDIR NE ZAMAN SAĞ GÖRÜŞLÜ MUHAFAZAKAR SEÇİLENLER GELDİYSE BU SENERYOLAR UYGULAMAYA GEÇMİŞTİR.YALAN MI YUSUF ABİ.ÖRNEK VEREYİM= ADNAN MENDERES VE BERABERİNDEKİLER,TURGUT ÖZAL,DYP-REFAH HÜKÜMETİ,DSP-MHP-ANAP HÜKÜMETİ VS...ÖLENLER ÖLDÜRÜLENLER BOMBALANAN YERLERDE CABASI.HA EĞER DSP-MHP-ANAP HÜKÜMETİNDEKİ KENDİ ADAMLARI OLMASAYDI EĞER EMİN OLUN Kİ DEVLET BAHÇELİ VE YANINDAKİLERDE MENDERES VE ÖZAL GİBİ OLURDULAR.BUDA YALAN MI YUSUF ABİ.
GELELİM KONUNUN ÖZÜNE....MEMLEKET NE KRİZDE NEDE BATAKLIKTA.MEMLEKET 3-5 SOYSUZUN HAİN FİKİRLERİYLE SAVAŞTA.BUNA BİRİLERİNİN DUR DEMESİ LAZIMDI.AMA DUR DİYENLER KENDİ SAĞ KESİMİNDE BİLE YALNIZLAŞTIRILDI.AMA UNUTMAYALIMKİ ALLAH HERZAMAN DOĞRU İLE BERABERDİR.
SON BİR NOT=ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ.YAZILI BELGELERLE İFŞA OLAN PLANLARI NE KADAR İNKAR EDERSEN ET KİMSE İNANMAZ.ÇÜNKÜ SENİN SES VE GÖRÜNTÜ KAYDINDA VAR.ONLARA NASIL KILIF UYDURACAKLAR BAKALIM..
BU MEMLEKET SAHİPSİZ DEĞİL.KİMSESİZLER KİMSESİ SAHİPSİZLERİN SAHİBİ ALLAH VAR.
GÜZEL GÜNLER YAKINDA.
HÜSEYiN SAHAN website
Eklendigi tarih/zaman: 24-01-2010 20:22:19
................................Ülkücü kime denir?................................

islâmı hayat nizamı olarak seçen, bu nizamı tavizsiz bir şekilde yaşamaya çalışandır.

Türk olmanın gururunu, İslâm fazileti ile bütünleştiren, Türk-İslâm ülküsünü yaşayandır.

Günü birlik siyasi menfaatleri aşarak, asırlar sonrasını görebilen ve asırlar sonrası için hazırlık yapan kimsedir.

Allah için seven, Allah için savaşan, Allah rızasına koşan, Allah nizamı için yanan, Allah için buğz eden kahramandır.

Semalarda dalga dalga yayılan ezan susmasın diyerek toprağın kara bağrına düşen candır.

Türkün töresini, Türkün ilini, İslâm la kaynaştıran Ahmet Yesevi Ocağında kaynayan, pişen, kavrulandır.

Bayrağa kan gerek, solmasın diye bayrak için dökülen kandır.

Liderine, ocağına, fikir sistemine bağlı tefrikaya çanak tutmayandır.

Kimi zaman Derviş Yunus, kimi zaman Yavuz, kimi zaman surlarda üç hilal elinde Ulubatlı Hasandır.

Beni aşarak bizi hisseden, biz diyerek nefsini kör kuyulara çıkmamak üzere atandır.

Dağlarıyla, taşlarıyla, ırmaklarıyla, yollarıyla bir kara parçasını vatan yapandır.

Türklük deyince 300 milyonluk Türk dünyasını kucaklayan, anne şefkatiyle evlatlarını bağrına basan; kimi yerde Kerkük, Bişkek, Bakü, Doğu Türkistan; kimi yerde Kıbrıs, Kırım, Kazak, Kırgız velhasıl kocaman bir vatandır.

Haksızlık karşısında susmayan, davasından taviz vermeyen, korkaklığı, pısırıklığı, nemelazımcılığı lügatinden alıp çıkarandır.

Hürriyet kavgasında kırk yiğidin başında Kürşad; il derleyip vatan tutan İlteriş; bilgelikte Tonyukuk, Akşemsettin; Malazgirt Ovasında ak kefen içerisinde Alparslandır.

Bir bozkurt silkinişi ile esaret zincirini kırandır,

Rehberi iki cihan güneşi Hz. Muhammed (s.a.s.) ; kaynağı, ilhamı, düsturu Kuran-Kerim olandır.

Ülkücü budur,
Ülkücü budur,
Ülkücü budur,

........BASKA TÜRLÜSÜ YALANDIR........

NOT:Bilmeyen tanimayan yasamayan bu ülküyü elestirme hakina sahip olmayanlarin dikkatinedir.

...........HÜSEYiN SAHAN.........
NİZAM AKYÜZ
Eklendigi tarih/zaman: 24-01-2010 08:24:01
GÜLE GÜLE A.KADİR ALDIR
Sayın site sakinleri değerli hemşehrilerim hepinizin bildiği gibi Hüseyin Sahan bey Dadaş ve Türk ailesinden birkardeşimizdir.Hüseyin bey bu siteyi açmakla Türk İslam Ülküsüne yapmış olduğu hizmet aşikardır.Hüseyin bey aynı zamanda yazı ve şiirleri ilede bizlere yol göstermiş fikirlerinden istifade etmiş bulunmaktayız.Bu nedenle sayın A.Kadir Aldır hemşehrimizin gidişine fazla üzülmedim.Sebebine gelince Kadirbey bu sitede kendi fikir ve idolojilerini yayınlamama gerekçesi göstermiş ve değerli kardeşimiz Hüseyin Sahan beye sitem etmiştir.Bende bu site sakini ve okuyucusu olarak sayın Aldır ın fikir ve düşüncelerini beyenmedim eğer bu sitede sayın Aldır kalmaya devam etseydi.Bu siteyi bir daha ziyaret etmeyecektim.sayın aldırın görüşlerine uygun siteler vardır,bu site TÜRK İSLAM ÜLKÜSÜNE gönül verenlerin sitesidir.Bu düşünceye uymayan ne gelsin nede giderken sitem etsin. Güle güle kardeşim yazınıza ben cevap verdiğim için hakkını helel et
Avrupa Birliğine,ABD,Çin ve Rusya İmparatorluğa karşı TÜRK BİR DEV Kurulacaktır 7 Türk cumhuriyeti Ekonomik güçlerini birleştirecektir.eğer bu birlik kurulmasa sınırlarımız dahada daralacaktır.Büyük devletlerin Hakimiyeti altına gireceğiz yada yok olup gideceğiz yada TÜRK BİR DEVİ kurup Büyük devletlerle yaşamaya devam edeceğiz.
yusuf güney
Eklendigi tarih/zaman: 23-01-2010 20:51:29

selam ve sevgilerimle
sevgili ayhan kardeş yazınız birazcık kısa olmuş taraf gazetesi daha faza yazmıştı.
bakdostum sizlere tavsiyem başkalarının yazdıklarını değil kendi fikirlerinizi yazın bizlerde istifade edelim bende darbeleri şiddetle ve nefretle kınıyorum ancak böyle saçma meselelerle memlektin gündemini değiştiren AKP yandaşlarını kınıyorum.
memleket ekonomik kirizle uğraşıken bölünme ve parçalanma seneryoları yazılırken üçbuçuk soysuzla uğraşırken gündem değiştirmek için yazılan seneryolara çanak tutarak lütfen alet olmayın .
selam ve saygılarımla ....
ABDULKADiR ALDIR website
Eklendigi tarih/zaman: 23-01-2010 16:38:33
KUTLAMA
((BİR TÜRKİYE GERÇEĞİ.VEYADA HAZIMSIZLAR)) başlıklı haberi Otlutepe köyü sitesine taşıyan Ayhan KARAOĞLU kardeşimi ve böylesine önemli bir Türkiye gerçeğini sayfaya aktaran Hüseyin Şahan beyi, içtenlikle kutluyor başarılarının devamını diliyorum. Allah Milletimizi düşmanın, şeytanın ve şerrin her türünden korusun.
AA

ABDULKADiR ALDIR website
Eklendigi tarih/zaman: 23-01-2010 09:28:27
BİR HATIRLATMA BiR VEDA

Allahın Selâmı üzerine olsun Hüseyin Şahan bey,
Cahiliyye kafa yapısıyla, inanmış insanlara hakaret edenlerin yazısını yayınlıyorsunuz; fakat bizim en doğal cevap hakkımızı yayınlayamıyorsunuz. Tıpkı, ((Ne mutlu Türküm diyene)) başlıklı yazımı da yayınlayamadığınız gibi.
Belli ki içinde bulunduğunuz fâsit dâirenin şerrinden, ihafesinden, korkusundan dolayı bu cesareti gösteremiyorsunuz.

Doğrusu, bu davranışınızı yadırgamadığımı söylersem yalan olur.
Etrafınızda asabiyet namına birşeyler ifade etmeye çabalayanlar, birçok gerçekten haberi olmayan; at gözlüğü takmış; sadece gösterilmek isteneni görmeye mahkum edilmişlerden başkası değil.

((BİR CEVAP HAKKI) başlıklı yazımda da işaret ettiğim gibi, yalnız önlerine konanla yetinmişler onlar.
Size gelince... Birilerini devreye koyarak cevap verme gereğini atın bir yana. Siz siz olun. Kendinizi zorlamanıza gerek yok. Olduğunuz takdirde, dürüstlük ve samimiyetiniz yeter. Bundan daha onurlandırıcı bir davranış mı var?

Yüceler Yücesi Allah, şerefli Elçisine:

((O hâlde sen, emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Seninle birlikte tövbe edenler de...))(Hûd Sûresi: 112) buyurmuştur.

Sizi üzmekten, kalbinizi incitmekten Allaha sığınırım. Bir gönülde iki sevgiliye yer olmadığını da duyurmak için yazıyorum bu satırları. Bir yandan ırkçılık tezgâhında dervişlik kumaşı dokumanın gayreti içine girip de, diğer yandan kripto türküleri terennüm etmenin ne anlamı var? Niçin yapılır bütün bu davranışlar? Ya politik zihniyet ve siyasal çıkarlar için; ki, bu apaçık bir din sömürüsüdür; olmadığı gibi görünmektir. Ya da, etrafı kuşatan sel sularına kapılıp, sürüklenen bir yaprağı canlandırmaktır.

Sizi anlıyorum. İşiniz gerçekten zor.
Dedim ya, maksadım sizi aslâ kırmak veya incitmek değildir. Bundan emin olabilirsiniz.

Cevap haklarımı kullanmanın dışında; tartışmadan, kavga ve münakaşadan hiç mi hiç hoşlanmam.
Değerli bir hemşehrimin sayfasına sadece katkıda bulunmak amacıyla gönderdim bütün yazılarımı. Bütün gayretim hep bunun içindi.

Sayfanızla ilk tanışıklığım, bir akrabamın yakınının vefatı üzerine yazdığım başsağlığı mesajıyla olmuştu.
Aradan geçen zaman zarfında, ortaya çıkan tablo karşısında, size olan itimadımın sarsılışını eminim anlayışla karşılayacaksınızdır. Bundan sonra sitenizle ilgili herhangibir çalışmada bulunmayacağımı bildirmek üzere hoşçakalın derim.

KURANIN bir âyetiyle bitirelim:
((Allah, bir adamın göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır.))(Ahzâb Sûresi: 4)

Not= Web sayfamı, özellikle de HAFTANIN YAZILARINI okumanı önerir, öğretmen arkadaşlarınla birlikte herkese selâm ve sevgilerimi iletirim.
AA
CELALETTİN SUBAŞI
Eklendigi tarih/zaman: 22-01-2010 07:34:56

SAYGI DEĞER VE SEVGİLİ KÖYLÜLERİM,ÖNCELİKLE ALLAH'IN SELAMI,BEREKETİ,VERAHMETİ ÜZERİNİZE OLSUN.BUGÜN KARNE GÜNÜMÜZ. İNŞALLAH GELECEĞİMİZ OLAN ÇOCOKLARIMIZ SAĞLIKLI VE MUTLU BİR TATİL SÜRECİ YAŞAR VE OKULLARINA GERİ DÖNERLER.KARNELER HER NE OLURSA OLSUN ONLAR BİZİM PARÇAMIZ ONLARA MORAL,GÜVEN VE DÜRÜSTLÜK AŞILAYALIM.KARNEDEKİ NOTLARAKADEMİK BAŞARIYI GÖSTEREN DEĞERLENDİRMEDİR.İNSAN İÇİN ASIL OLAN İŞİN EĞİTİM KISMIDIR BU ÇOCUĞUN KİŞİLİĞİNİ DİZAYİN EDEN TARAFTIR.ÇOCUKLA BİRLİKTE YAŞAYACAK KISIMDA BU KISIMDIR.KİŞİLERİ DEĞERLENDİRİRKEN DÜRÜST,İYİ, GÜVENİLİR DİYE BAHİS EDERİZ.OYSA MATEMATİĞİ,FİZİĞİ,FENİ;100 DİYE BAHİS ETMEYİZ.ONLARI GÖNÜL İNSANI YAPMA HEVESİNDE OLALIM.ÖĞRENİM GÖRÜPDE İNSANLARA KİN,NEFRET KUSAN,ŞÜPHE İLE YAKLAŞAN İNSAN OLACAKLARSA KENDİ PARÇASINDA İHANET ARAYAN ,MİLLETİNDEN UTANAN OKUMUŞ AYDIN OLACAKLARSA BIRAKALIM ÜNVANSIZ KALSINLAR.İNSANI İNSAN GÖRSÜNLER.İNSANI ENGEREK, KOBRA GÖRMESİNLER.
MEVLAM BİZLERE VATANI,MİLLETİ KUTSAL BİLEN NESİLLER NASİP ETMESİ DİLEKLERİMLE.SÖZÜ BİR,ÖZÜ BİR NESİLLERE SELAM OLSUN.
İSRAFİL KUZEY
Eklendigi tarih/zaman: 22-01-2010 00:16:44
NAZLI ERZURUM
Eteginde duman zirvesinde kar.
Düsmanına hasım doslarına yar.
Tüm dünyada geniş bir yürege dar.


Yaylalar içinde nazlı erzurum.
Edalı, işlevi nazlı erzurum.


Tarihlerde vardır erzurum adı.
Beşik oldu kültürlere yılmadı.
Asla namusuna leke sürmedi.


Şerefi, şanıyla namıyla erzurum.
Kederli,hüzünlü gamlı erzurum.


Diyorki yigitleri mert olur.
Yazın serin kışı ise sert olur.
Görmez isem yüregime dert olur.


Şehirlerin.tahtı, tacı erzurum.
Dadaşların bahtı acı erzurum.


Sevdası var bir yürege sıgarmı.
Rahmetin hergün seher ile yagarmı.
Erzurum,a bir gün güneş dogarmı.


Uzaklardan bir hoş gelir edası.
Teytey diye dadaşımın nidası.
Bana gelsin başım gözün gadası.


Sevda ile daglar aştım erzurum.
Neyleyimki ayrı düştüm erzurum.


Şimdi gitsem doslar beni tanırmı.
Ayrı düştüm yüzüm soyuk erzurum.
Yolar uzun,hasret büyük ERZURUM........

İSRAFİL KUZEY
israfil kuzey
Eklendigi tarih/zaman: 21-01-2010 23:56:25
ERZURUM
Bahar olur dağlar çiçek açarlar.
kokuların ovalar saçarlar.
Göçgöç olur yaylalara göçerler.
Daglarında dumanın hoş ERZURUM.

Yaz gelende tarla çayır biçerler.
öglen olur ayran gelir içerler.
İşe dalar kendisin den geçerler.
İnsanın hoş işin bir hoş ERZURUM.


Güz gelende dökülür yapraklar.
Gazellerle örtülür hep yapraklar.
yagmur yagar sel su olur sokaklar.
Çagkebabın lavaşın bir hoş ERZURUM.


TÜM ERZURUM;LU VE SİTE SAKİNLERİNE BİLEÇİK;TEN SEVGİ VE KUÇAK DOLUSU SAGILAR.
İSRAFİL KUZEY
Ayhan KARAOĞLU
Eklendigi tarih/zaman: 21-01-2010 15:51:22
BİR TÜRKİYE GERÇEĞİ.VEYADA HAZIMSIZLAR
2002 yılının son günleriydi. 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden yirmi iki yıl geçmiş, 28 Şubat 1997 postmodern müdahalesinin hedefi olan siyasetçilerin bir bölümünün kurduğu Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidara gelmişti.

Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bir grup bu sonuçtan çok rahatsızdı. Bu grup, 12 Eylül’deki Bayrak Harekâtı’nı birebir model alan çok kapsamlı bir darbe planı için düğmeye bastı ve yaptığı çalışmaya Balyoz Güvenlik Harekât Planı adını verdi.

Balyoz, daha önce basına yansıyan Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz ve Eldiven kod adlı darbe planlarından farklı olarak, icra sürecinin bütün aşamaları en ince ayrıntılarına kadar tasavvur edilmiş bir darbe planı.

Her şey hazır ve kayıtlıymış
Bu planın her veçhesi bilgisayar ortamında belgelere dökülmüş durumda. Darbe hazırlık toplantılarının ses kayıtları, bu toplantılara katılan üst rütbeli muvazzafların ellerinden çıkma notlar, “çok gizli” kaydı altındaki resmî harekât emirleri, sıkıyönetim ve darbe zeminini hazırlama amaçlı Çarşaf, Sakal, Suga ve Oraj kod adlı eylem planları, darbe sırasında gerçekleştirilecek gözaltı ve el koyma süreçleri ile darbe sonrasında uygulanacak hükümet programı bu belgelerde en ince ayrıntısına kadar yer alıyor.

Ayrıca, darbe sırasında görev alacak personel ve sorumlulukları, gözaltına alınacak gazetecilerin ve darbecilerin öngördüğü bakanlar kurulunun üyeleri de bir bir listelenmiş.

5000 sayfadan çok belge var
Taraf Balyoz Darbe Planı’nın 2002 sonunda başlayan ve 2003 martına kadar süren çalışmalarının, basılı haliyle toplam beş bin sayfayı aşan belgelerine ulaştı. Bu belgeler arasında, “ıslak” yazışmalar, power point sunumları ve orijinal antetli askeri CD’ler var. Dönemin Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan’ın, dönemin Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına’nın ve Dönemin Donanma Komutanı Oramiral Özden Örnek’in imzasını taşıyan harekât planları ile Birinci Ordu Harekât Başkanı Kurmay Albay Süha Tanyeri’nin darbe hazırlıklarının konuşulduğu toplantıda aldığı özel notlar, darbe planının konuşulduğu kapsamlı bir toplantının kesintisiz ses kayıtları ve planın icra aşamasına geçtiğini gösteren çok kapsamlı fişleme tutanakları da bu belgeler arasında yer alıyor.

Taraf, 2004’te emekliye ayrılan Orgeneral Çetin Doğan önderliğinde yürütülen ve Kara Kuvvetleri’nin yanı sıra Hava, Deniz ve Jandarma’dan adları belirlenmiş personelin katılımı sağlanan darbe planının, Türkiye’nin sadece yakın geçmişine değil güncel meselelerine de ışık tutan ayrıntılarını bugünden itibaren okurlarına sunacak.

İzleyen paragraflarda, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grubun sıkıyönetim ve darbe hevesini gerçekleştirebilmek için İstanbul’un büyük camilerinde Cuma namazı kılan cemaatin havaya uçurulmasından bir Türk askerî uçağının yine Türk askerlerince düşürülmesine varan bir dizi suçu nasıl planladığının ibretlik hikâyesini okuyacaksınız.

Org. Çetin Doğan’ın öncülüğünde
Balyoz Güvenlik Harekât Planı’nın bir babası varsa, o da dönemin Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan.

Doğan, AKP’nin iktidara gelişinden hemen sonra tüm birliklere tebliğ ettiği “Laik Cumhuriyet İlkelerine Karşı Son Zamanlardaki Davranışlar” konulu, belgesi Taraf’ta mevcut yazıyla doğrudan AKP’yi hedef alıyor.

Hükümeti devirme amaçlı girişimlere zaman kaybetmeden başlanması gerektiğini ifade eden Doğan, bu hedefe yönelik olarak, her yıl düzenlenen rutin Birinci Ordu Plan Seminerleri’nde değişikliğe giderek “iç tehdit” olgusunu dış tehdidin önüne alıyor ve söz konusu semineri de hazırlattığı darbe planını kamufle eden “jenerik bir senaryo çalışması” olarak lanse ediyor.

Rutin toplantıda örtülü görev
Ayrıntılarını yan sayfada yayımladığımız Balyoz Güvenlik Harekât Planı, Türkiye genelinde sıkıyönetim ilân edilmesi sonrasında yapılacak darbenin icraat yöntemini tarif ediyor ve 2 Eylül’deki Bayrak Harekât Planı’nın 2003 Türkiye’sine uyarlanması esasına dayanıyor.
Planın altında “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı” unvanıyla imzası olan Orgeneral Doğan, yukarıda sözü geçen Birinci Ordu Plan Semineri’nin “kamuflaj” işlevini ve öncesinde yapılmasını emrettiği hazırlıkları şöyle anlatıyor:

“Balyoz Planı’nın, ‘Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo’ isimli jenerik bir plan şeklinde oynanacağı plan seminerine kadar, irticai, yıkıcı ve bölücü gruplara ait mevcut tüm listeler ile teşkil edilecek olan özel görev timlerinin listeleri güncellenecek ve devamlı olarak güncel tutulacak. Buna paralel olarak, Balyoz Güvenlik Harekât Planı, ‘Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo’ isimli jenerik bir plan şeklinde, ‘GİZLİ’ gizlilik derecesinde ve özel olarak seçilmiş, sınırlı sayıda personelin katılımıyla icra edilecek bir plan seminerinde denenecek ve müzakere edilecek.”

Bu ifadeler ve toplam 29 generalle 133 subayın katıldığı toplantı esnasındaki konuşmalar, söz konusu rutin seminerden bir “örtülü görev” çıkarıldığının da kanıtı.

12 Eylül’ü model aldılar
Taraf’ın, akışını gerek yazılı dökümden gerekse, bizzat Doğan’ın emriyle yapılan ses kayıtlarından takip ettiği 4-6 Mart 2003 tarihli Birinci Ordu Plan Semineri’nin bir “darbe provası” olarak cereyan ettiğini, seminer esnasında kurmay bir subayın sarf ettiği şu sözler de kanıtlıyor:

“12 Eylül darbesiyle ülke süt liman hale geldi. Şimdi böyle bir tehdidin ortadan kaldırılması için fazla uğraşa gerek yok. Yani kuvvetleri sağa sola göndermenin… Bana göre yapılacak en kolay hareket tarzı, 12 Eylül gibi bir harekâtın baştan itibaren organize edilmek suretiyle, bir anda söndürülmesine imkan sağlar diye düşünüyorum. Tabii, bunu burada söylemek istemedik ama sonunda bunu vurgulamaya çalışıyoruz.”

Sıkıyönetim uğruna katliam
Birinci Ordu Plan Semineri öncesinde hazırlanan hareket planları “Türkiye genelinde sıkıyönetim ilan edilmesi” ve “darbe için elverişli koşulların oluşturulması” hedeflerini taşıyor. Bu hedeflerle çok sayıda insanın ölmesine yol açabilecek, büyük tepki ve kaos yaratacak, Türkiye’yi Yunanistan’la savaşa sokabilecek eylemler öngörülüyor.

Bu planlardan biri “ÇOK GİZLİ” damgasını, Şubat 2003 tarihini ve Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına’nın imzasını taşıyan Oraj Hava Harekât Planı.
Planın “Vazife” bölümünde aynen şöyle deniyor:

“Hava Kuvvetleri Komutanlığı olarak Türkiye genelinde sıkıyönetim ilan edilmesini sağlamak ve Sıkıyönetim Komutanlıklarının faaliyetlerinin başarıya ulaşmasını sağlamak maksadıyla; Yunanistan’la gerginliği artıracak ve irtica yanlılarını tahrik ederek TSK aleyhine faaliyetlere başlamalarını sağlayacak, envanterindeki mevcut silah sistemlerini kullanarak psikolojik etki yaratarak hükümet ve TBMM üzerinde baskı kuracak, personel görevlendirmesi yaparak Sıkıyönetim Komutanlıklarına destek verecektir.”

Jetimizi düşürtelim ya da düşürelim
Oraj Hava Harekât Planı, “Türk Hava Kuvvetleri’nin Ege Denizi’ndeki uçuşlarının sayısının arttırılmasını” ve “Türk savaş uçaklarının Yunanistan tarafından engellendiğinin ve taciz edildiğinin gündeme getirilmesini” öngörüyor.

Oraj’ın “İcra” bölümünün tüyler ürpertici ikinci maddesi aynen şöyle:

“Emirle Ege uçuşları sırasında Yunan Hava Kuvvetlerine ait uçaklar taciz edilerek tahrik edilecek bir çatışma ortamı oluşturulacaktır. Mümkünse bir uçağımızın Yunan Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesi sağlanacak, bu gerçekleşmediği takdirde yeniden teşkilatlandırılan ÖZEL FİLO personelinden bir pilotun uygun zaman ve yerde kolundaki uçağa atış yapmak sureti ile kendi uçağımızın düşürülmesi sağlanacaktır. Uçağın, Yunan Hava Kuvvetleri tarafından düşürüldüğü yönünde medyada haberler yaptırılarak, AKP Hükümetinin bu konudaki acizliği ortaya konulacaktır.”

Ege’de savaş provokasyonu
Orja’nın devamında, Türkiye ile Yunanistan’ı savaşın eşiğine getirebilecek gerilim planı şöyle ayrıntılandırılıyor:

“Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde ve özellikle Filolarda Yunan Hava Kuvvetleri’ne yönelik husumet ve gerginlik kontrollü olarak artırılacak, pilotların uçuşlarda daha agresif olmaları sağlanacaktır. Benzer olaylarda meşru müdafaa kapsamında atış dahi yapabileceği gayri resmi olarak pilotlara deklare edilecektir.”

Bu provokasyon havada devam ederken, Trakya sınırında gerginliğin arttırılması ve bütün bölgede seferberlik havası yaratılması da hedefleniyor:

“Gerginlik Trakya sınırında da arttırılacak, Trakya sınırına yakın bölgelerde devriye görevleri icra edilecek, Deniz Kuvvetleri ile Ege Denizinde sürekli müşterek eğitim yapılacaktır. Balıkesir, Bandırma, Çiğli, Çorlu ve Dalaman meydanlarında 24 saat esasına göre yerde uçak bekletilecek, en küçük olaylarda dahi scramble uçakları kaldırılacaktır. 134 üncü Filo K.lığı (Türk Yıldızları) iki günde bir sanayi odaları, iş adamları, barolar vb. davetlisi olarak farklı şehirler üzerinde gösteriler yapacak, halkın TSK’ne duyduğu sempati pekiştirilecek, gösteriler sırasında halka ve özellikle de çocuklara hediyeler dağıtılacaktır.”

Hava Müzesi’ne cübbeli baskın
Orja’nın Türk-Yunan gerilimi senaryosunu iç karışıklığa tahvil etme ve ordu ile “irticacı” tabir edilen kesim arasında çatışma ortamı yaratma amaçlı icra hükümleri, Fatih ve Kadıköy semalarındaki gösterileri de kapsıyor. Bu gösteriler ardından, “cübbeli, sarıklı, çarşaflı” gruplar oluşturularak Hava Müzesi’ne saldırılması planlanıyor:

“134’üncü Filo Komutanlığı İstanbul’da birer gün ara ile iki gösteri yapacaktır. İlk gösteri Kadıköy Meydanı üzerinde olacak ve büyük bir kalabalığın katılması sağlanacak İstanbul garnizonu içerisinde bulunan askeri öğrenciler ile er ve erbaşlar sivil kıyafetli olarak gösteriye katılacaktır. İkinci gösteri ise Fatih’te Çarşamba semti üzerinde gerçekleştirilecektir. Gösterinin yapıldığı gece yarısı cübbeli, sarıklı ve çarşaflı gruplar ellerindeki yeşil bayrakları ve molotof kokteylleri ile Hava Müzesini basarak müzedeki uçakları tahrip etmeleri sağlanacaktır.”

Şiddete şiddetle karşılık verilecek
Planın devamında şöyle deniyor: “3’üncü ve 8’ inci Ana Jet Üs Komutanlıkları başta olmak üzere tüm hava birlikleri nizamiyelerine şeriat isteyen gruplar tarafından saldırılar düzenlenecek, mülki amirlerin izinleri beklenmeden olaylara müdahale edilecek geçici süreler ile hava birlikleri etrafındaki bölgelerde sokaklarda, caddelerde ve çevre yolu ve karayollarında güvenlik bölgeleri oluşturularak denetim sağlanacak, arama yapılacak, şüpheli olduğu gerekçesi ile bazı şahıslar belli süreler alıkonulacaktır. Şiddet gösterenlere şiddetle cevap verilecek gerekli durumlarda silah kullanmaktan çekinilmeyecektir.”

Ankara Ticaret Odası’nın davetiyle
“Tek yol sıkıyönetim” şiarını taşıdığı izlenimi veren Orja, hedefini açıkça ortaya koyuyor:
“Hükümetin sıkıyönetim ilan etmesi sağlanıncaya kadar faaliyetlere aralıksız devam edilecektir. Meclisin sıkıyönetim ilan etmesi için gerekli oy oranı yakalanamazsa, Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) davetlisi olarak Ankara şehir merkezi üzerinde hava gösterileri yapılacak, TBMM’nin çalıştığı gün ve saatlerde meclis üzerinden çok alçak uçuşlar yapılmak sureti ile TSK’nin varlığı hissettirilecektir.

Sıkıyönetim ilan edildikten sonra Ege ve Trakya’da faaliyetler tedricen azaltılacak ve gerilim ihtiyaç nispetinde düşürülecektir. Özellikle İstanbul’daki sivil itaatsizliğe karşı Bandırma, Çorlu Meydanlarında 4’er uçak 24 saat hazırlık durumunda gösteri uçuşu ve gerçek atış yapabilecek şekilde yerde karışık yükle hazır bekletilecek, bu maksatla 162 nci Filo Komutanlığı’nın yarısı Çorlu Meydanı’na intikal ettirilecektir.”

Balyoz Güvenlik Harekât Planı’yla bağlantılı eylem planlarından en vahim ikisi “Çarşaf” ve “Sakal” adlarını taşıyor.

Çarşaf Eylem Planı Harekât Emri’nde Jandarma Yüzbaşı Hüseyin Topuz’un, Sakal Eylem Planı Harekât Emri’nde ise Jandarma Binbaşı Hüseyin Özçoban’ın imzaları var. Belgeleri Taraf’ın elinde bulunan her iki eylem planı da, İstanbul’daki camilere saldırı düzenlenmesini öngörüyor. Çarşaf Planı İstanbul Fatih, Sakal Planı ise Beyazıt Camii’ni hedef alıyor ve her iki plan da hemen hemen aynı keşif, taarruz ve tahrip talişmatlarını içeriyor.
Bu talimatları Çarşaf Planı’ndaki haliyle, ilgili belgeden aktarıyoruz:

Fatih ve Beyazıt’a Cuma saldırısı
Vazife bölümünde “Darbe için elverişli koşulları oluşturmak maksadıyla, İstanbul Fatih Camii’nde G Günü S Saatinde tedhiş faaliyeti icra edilecektir” yazan Çarşaf Eylem Planı’nın “İcra” hükümleri şöyle:

“Keşif Emniyet Timi tarafından faaliyetten bir hafta ve bir gün önce Cuma namazı vaktinde yapılan keşif neticeleri Keşif Emniyet Tim Komutanı tarafından Ekip Liderine bildirilecek ve hedef bölgesindeki son değişikliklere göre faaliyet planı güncellenecektir. Faaliyetten bir saat önce bölgenin son keşfi yapılacak, faaliyeti etkileyebilecek herhangi bir husus varsa ivedi olarak Ekip Liderine bildirilecektir. Üç kişiden oluşacak olan Keşif Emniyet Timinin iki personeli hedef bölgesi dışında , bir personeli ise içeride (cami avlusu ve cami içerisinde) keşif yapacaktır. Dış keşifte; bir personel camiin yakın çevresinin keşfini (Cami avlusu yakın çevresi) diğer personel ise uzak keşfini (Cami 500 m. Çevresi ) yapacaktır. Hedefte tahrip, cep telefonu düzenekli patlayıcı ile gerçekleştirilecek, patlayıcı madde ayrı bir Ekip tarafından hazırlanacak ve faaliyetin icra tarihinden bir gün önce Taarruz Tim komutanı tarafından teslim alınacak ve faaliyet zamanına kadar Tahrip Unsuru tarafından eğitim ve provaları yapılacaktır.”
Çarşaf’ın devamında şöyle deniyor:

“Tahrip düzeneği Cuma namazının farzının kılınmasını müteakip patlatılacaktır. Tahrip düzeneğini patlatacak Taaruz timi en geç S saatinde yerlerini almış olacaktır. Taarruz timi icra edeceği faaliyetin provasını bir gün önceden aynı saatte aynı mekânda yapacaktır. G günü sabah S-2 saatinde tüm hazırlıklar yapılmış ve malzemeler alınmış olarak hedef bölgesine hareket edilecek, (hedef bölgesi ve civarı G günü kalabalık olacağından) araçlar tenha bir yerde park edilecek ve hedef bölgesine yaya olarak yaklaşılacaktır. Keşif Emniyet Timi hedefte son keşfini yapmasını müteakip Emniyet görevi için tertiplenecek Keşif Emniyet –A Camiinin kuzeyinde, Keşif Emniyet –B camiinin güneybatısında Keşif Emniyet-C Camiinin güneydoğusunda hedef bölgeyi gözlemleyecek şekilde yerleşecektir. Keşif Emniyet Timinin yerleşmesini müteakip Taarruz Timi yerini alacaktır.

Tahrip düzeneği bir çanta içerisine yerleştirilmiş olarak Tahrip -A tarafından camii içerisinde caminin iç kısımlarındaki cemaate yakın ayakkabılığa bırakılacak kendisi de cami çıkışında kapıya yakın bir yerde yerini alacaktır.

Keşif Emniyet Timi en geç S saatinden 10 dakika evvel yerleşmiş olacaktır. Tahrip düzeneğini patlatacak Taarruz Timi en geç S saatinden 5 dakika önce yerlerini almış olacak, faaliyet Cuma namazının farzının kılınmasından sonra icra edilecektir. Tahrip-A farzın kılınmasını müteakip süratle camiden çıkacak ve “Tahrip Hazır” İşaretini verecektir.
Tahrip-A’nın camiden çıkmasını müteakip avluyu terk etmesi “Tahrip Hazır” camiden çıkmayı müteakip avluda şadırvanda ellerini yıkaması ise “Tahrip İptal” işareti olacaktır. Tahrip –A’ nın “Tahrip hazır işaretini” gören ve camii avlusunda bekleyen Tahrip-B, camii avlusundan çıkıp 300 m. kadar uzaklaştıktan sonra ilgili telefon numarasını arayarak tahribi gerçekleştirecektir. Tahrip timi patlamayı müteakip bölgeden süratle sıyrılacaktır. Patlama esnasında; Kayıt –A camii üst katından, Kayıt-B camii alt katından patlama ânını ve sonrasında oluşan panik havasını çekecek, patlama sonrası önce camii avlusunda toplanan ve sonra ana caddeye intikal ederek caddeyi kapatan öfkeli kalabalığın camii avlusunda toplanmasını ve caddedeki eylemlerini hem Kayıt-A hem de Kayıt-B birbirlerinden bağımsız ayrı noktalardan üzerlerindeki video kayıt cihazlarıyla kaydedeceklerdir. Kayıt timi (Kayıt-A ve Kayıt-B ) kaydettikleri görüntü kayıtlarını Keşif Emniyet Tim Komutanına teslim edecek ve müteakiben bölgeyi geldikleri araçlarla terk edeceklerdir. Keşif Emniyet Tim K.’nı söz konusu görüntüleri ivedi olarak internet üzerinden yayılmasını sağlayacaktır. Patlamayı müteakip oluşan kargaşadan da istifadeyle cami içerisindeki Tahrik timinden Tahrik-A bir kısım radikal Fatih esnafı içerisine sızdırılmış Tahrik-B ile irtibata geçecektir. Tahrik- A ve Tahrik-B irtibatlı bulundukları ve halkın içerisine sızmış bulunan provokatörleri harekete geçirecek. Böylece Cami cemaatinin, çoğunluğunu Fatihli esnafın oluşturduğu öfkeli radikal grupla ana cadde üzerinde birleşmesi sağlanacaktır. Yapılacak manipülasyonlarla öfkeli grubun yaşananları irticai söylemler ve sloganlar eşliğinde protesto etmesi sağlanacaktır. Faaliyetin icrasından sonra; Tahrip unsuru tahribi müteakip, Kayıt Timi kayıtlarını tamamlamalarını ve Keşif Emniyet tim komutanı ile buluşmayı müteakip yaya olarak ayrı güzergâhlardan arabalarını park ettikleri bölgeye intikal edecek ve kendi araçları ile bölgeden uzaklaşacaklardır. (Tahrip unsuru bir araca, Kayıt timi diğer araca binecek şekilde)Faaliyet sonrası durum, trafik sıkışıklığı, yol kapaması, arama ve bunun gibi sebeplerle araçlı intikale imkân vermediği takdirde, unsurlar yaya olarak ayrı ayrı güzergâhlardan toplu taşım araçlarını kullanarak “emin ev”de buluşacaklardır.”

Amaç yaralı sayısını arttırmak
“Çarşaf” ve “Sakal” eylem planlarının “koordinasyon talimatı” başlıklı bölümlerinde hedef “yaralı sayısını arttırmak” olarak kayda geçiriliyor. Çarşaf’ın ilgili bölümü şöyle:

“Ekip Lideri ve ekibi tarafından; Fatih esnafı içerisinde yer alan ve dini grup cemaatlerle faaliyet içerisinde olan şahıslarla irtibat çok dikkatli kurulacak, içeriden yürütülecek propagandanın çerçevesi operasyon öncesi bildirilerek yönlendirilecektir. Faaliyette kullanılacak tahrip düzeneği başka bir Ekip tarafından temin edilecek ve üst komutanlığın yapacağı koordine neticesinde, emredilecek yer ve zamanda Tahrip Unsur komutanına teslim edilecektir.

Konulacak malzemenin ölümden daha çok yaralanmaya sebep olacak şekilde hazırlanması sağlanacaktır. Cami ve çevrede bulunan kameraların durumu tespit edilecektir. Tv’lerde canlı yayına bağlanarak fikir ifade edebilecek olanların tespiti ve yönlendirmesi Ankara’dan yapılacaktır.”

Emniyetli telefonlar, kiralık araçlar
“Çarşaf” planının “Komuta ve Muhabere” bölümünde ise şöyle deniyor:
“Operasyon Ekip Lideri tarafından yönetilecektir. Ekip lideri Tahrip Timinde Tahrip-B görevini icra edecek, görevi müteakip, faaliyetleri hedef bölgeye hakim bir noktadan takip ve kontrol edecektir.Ekip lideri etkisiz hale gelmesi durumunda Tahrik Tim Komutanı(Tahrik-A) emir komutayı alacaktır. Operasyon esnasında muhabere, emniyetli cep telefonları ile sağlanacaktır. Operasyon timinin cep telefonları evlerinde ve eşlerinde olacaktır. Operasyon günü için kullanılacak cep telefonlarını Keşif Timi temin edecek aynı gün sabah tüm telefonlar personele dağıtılacaktır. Sadece ihtiyaç olduğu takdirde telefonlar kullanılacaktır. Olayı müteakip cep telefonları kapatılıp Keşif Emniyet Tim K.’na geri teslim edilecektir. Operasyonda kiralık araçlar kullanılacak ve araçlar kiralanırken gerçek isimle kayıt yapılmayacaktır.”

Balyoz Harekât Planı
Harekât planının altında 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan’ın imzası var. Doğan’ın imzasında kullandığı unvan “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı.”

Planın vazife bölümünde hedef şöyle anlatılıyor: “Balyoz Komutanlığı, ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlayarak muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek ve laik demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri, bir daha hortlamamak üzere ebediyen ortadan kaldırmak maksadıyla; derhal, AKP Hükümetini iktidardan uzaklaştıracak ve mevcut irticai yapılanmayı şiddetle bertaraf ederek, belirlenen kadroları iktidara getirerek laik devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis edecektir.” İşte icra planını da yarın Taraf’ta okuyacağınız Balyoz Harekât Planı’nın geniş bir özeti.

Maksat:
(1)BALYOZ Komutanlığı, İç Hizmet Kanunu’nun verdiği Türkiye Cumhuriyeti’ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına yerine getirme azim ve kararlılığı içerisinde laik devlet otoritesinin temini için gerekli olan tedbirleri alacaktır.

(2)Harekatın maksadı; ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve laik demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri, bir daha hortlamamak üzere ebediyen ortadan kaldırmaktır.

Düşman Durumu:
(1)İrticai grupların, hedefe giden yolda engel olarak gördükleri TSK’ya karşı bir taraftan sızma gayretleri artarak devam ederken diğer taraftan yıpratma, komuta zafiyeti içerisinde ve dinsiz gösterme çabaları da artan bir ivme ile devam etmektedir.

(2)Mevcut iktidarın uygulamalarından cesaret bulan irticai grupların, devlet düzenimizin temelini oluşturan laiklik ilkesini kendi çıkar ve amaçlarına göre yorumladıkları görülmektedir. Bu kapsamda; başta öğretim kurumları olmak üzere, kamu hizmetlerinin yerine getirildiği çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında, irticai hareketin simgesi olan türban ve başörtüsü kullanılmasında ısrarlı davrandıkları gözlenmektedir. Bu yoldaki ısrar, masumane bir tercihten ziyade, laik cumhuriyet ilkelerine karşı dine dayalı bir devlet düzeni kurmaya yönelik din ve vicdan hürriyetini aşan sistemli çabaların bir parçası olarak devam ettirilmektedir.
(3)ABD ve AB ülkelerinin karşılıklı paslaşmalarını seyreden ve ülke menfaatlerini gözetmeden her talebi emir telakki eden, Büyük Atatürk’ün deyimi ile müstevlilerin siyasi emellerine boyun eğmiş AKP Hükümeti;
(a)İrticai faaliyetlerin ülke içerisinde artmasına, güç kazanmasına, kadrolaşmasına ve teşkilatlanmasına tam destek vermekte,
(b)Ekonomik çözümsüzlüklerin yol açtığı boşluklardan da istifade ederek, istediği karşı devrimi gerçekleştirebileceğini hissettirmekte ve tüm ülke genelinde AKP yandaşları, tarikat ve cemaatler ile devlet kademelerinde hızla kadrolaşmakta,
(c)İktidarın kendisine sağladığı imkân ve kabiliyetleri kullanarak medya, sivil toplum örgütleri ve bürokrasiyi kendine bağımlı hale getirmeye çalışmakta,
(ç)Mevcut yetkiler ile hukuki boşluklardan da istifade edilerek mürteci ve dogmatik yapıda insan yetiştirmeye uygun ortam sağlayan medrese, tekke ve zaviye tipi, eğitim ve öğretim birliğini ortadan kaldıran çarpık bir eğitim sisteminin yeniden hayata geçirilmesini hedeflemekte,
(d)Bu amaçlarına ulaşmak maksadıyla, anayasa değişikliği ve hukuk reformu adı altında TSK ile birlikte laik cumhuriyetin en önemli teminatı anayasal kurumların etkinliğini kıracak, kendi amaçları doğrultusunda evrimleştirecek yollar aramakta,
(e)Başta dışarıdan müzahir ABD ve AB ülkeleri olmak üzere, içeriden irtica ile iltisaklı medya, hukuk, bürokrasi, emniyet, maliye ve daha birçok kamu kurum ve kuruluşunda örgütlenmiş yandaşları ile koordineli ve planlı çalışmalarla laik kesimi ve rakiplerini hareket edemez hale getirmekte,
(f)AB üyeliğini ve terör sorununu bahane ederek, Cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirmeye yönelik çabalarını, dış desteğin de etkisiyle devam ettirmektedirler.
(4)AKP Hükümetine, AB üyeliği kapsamında dış güçler tarafından sağlanan mali ve siyasal destek devam ederken, Ortadoğu ve Arap ülkeleri ile İslami gruplar tarafından sağlanan ekonomik destek de artmaktadır. ABD, AB, irticai unsurlar, bölücü unsurlar ve AKP ortak eylem ve söylem birliği ile hareket etmektedirler.
(5)İktidar ve irtica yanlısı basın yayın organları her geçen gün cesaretlenip palazlanırken, muhalif basın, geçmişte yaptığı şahsi yanlışlıkların bedelini, görevini yapmayarak ve/veya yapamayarak ödemektedir. Toplumsal muhalefet sindirilmiş, muhalif basın ekonomik ve mali denetim tehdidi ile susturulmuştur.
(6)İrticai faaliyet gösteren vakıf ve dernekler ile yıkıcı bölücü unsurlar işbirliklerini alenen yapma pervasızlığını göstermektedirler. Bunu AB süreci, birlik - beraberlik, kardeşlik, demokrasi vb. evrensel temaları kullanarak yapmaktadırlar.
(7)Buna karşın muhalefet partileri de etkin, önleyici, alternatif oluşturan, siyasal iktidarın faaliyetlerini denetleyici ve geniş halk kitlelerinde yankı bulan bir muhalefet sergileyememekte; basit, tutarsız, kişiliksiz, silik ve günü kurtarmaya yönelik söylemlerle muhalefet yapmaktadırlar. Mevcut durumları itibari ile halkta giderek artan bir umutsuzluğa yol açmaktadırlar. Laik cumhuriyeti kurtaracak, birlik ve beraberliği sağlayacak ve gerekli tedbirleri alacak siyasi ufuktan yoksun liderler, koltuklarını korumanın ötesinde, kısır ve uzlaşmaz tavırların üstünde bir davranış ortaya koyamamaktadırlar.
Dost Durumu:
(1)3 Kasım seçimlerinde AKP, % 30 civarında oy almıştır. Ancak son günlerde öne çıkan ümmetçilik faaliyetlerine rağmen, bu oranın tamamının irticayı desteklediği sonucunun çıkarılmasının uygun olmayacağı değerlendirilmektedir. Bunlardan birçoğu daha önceki hükümetlerin icraatsızlığına tepki oyları olup, AKP içinde de harekatımıza, müzahir ve dost gruplar bulunmakta, ihtimaller karşısında yönetici elite yakın durmaktadırlar.
(2)Buna rağmen, şimdiye kadar içimizde barınmayanlar meclise taşınmıştır. Bu meydan okuma karşısında kategorili personel pervasızca biraz daha cesaretlenmiş ve kadrolaşma faaliyetlerine hız vermişlerdir. Bu nedenle anılan personelin, sadece Silahlı Kuvvetler içerisinden değil, bütün kamu kurum ve kuruluşlarından derhal uzaklaştırılmaları bir zorunluluk haline gelmiştir.
(3)Her türlü olumsuz şartlara rağmen cumhuriyeti koruma ve kollamaya yönelik eylem ve planlamalarımız devam etmektedir. Bu kapsamda;
(a)TSK bünyesindeki dost ve müzahir unsurlar dışında kalan, özellikle yüksek rütbeli personelin kontrol altında tutulmasına,
(b)TSK’nın her kademesine müzahir eleman temini konusunda referans uygulamasına (ÇYDD, ADD, Türkiye Gençlik Birliği vb.) devam edilerek azami koordinasyon sağlanmasına,
...
(d)TSK haricindeki dost unsurlar tarafından yapılacak ekonomik operasyonlar, basın yayın faaliyetleri ve sosyal sorumluluk projelerinin yakından takip edilmesine ve gerektiğinde koordinasyonun sağlanmasına,
(e)Aleyhe yapılan her türlü propaganda ve yasal düzenleme girişimlerinde muhalefet partileri ile koordineli fikir ve eylem birliği içerisinde hareketler sergilenmesine devam edilecektir.



İsa DEMİR
Eklendigi tarih/zaman: 21-01-2010 10:46:11

Değerli büyüğümüz ve amcamın oğlu Kemal Demir Hakkın Rahmetine kavuştu.kendisini Erzurumda defnettik.kendisi dost akraba ve komşularınında razı olduğu ve Allahın emrini yaşayan bir insandı .Allah makamını cennet eylesin inşallah
kendisinin cenazesine katılan ve telefonla tazıyelerini bildiren ve bu sitede tazıyelerini bildiren herkesten Allah razı olsun.Hepimizi ölüme inanan ve ona hazırlıklı yaşayanlardan eylesin.
İsa DEMİR
BÜNYAMİN SEZER
Eklendigi tarih/zaman: 20-01-2010 15:22:27
taziye
SELAMALEYKÜM DEGERLİ KÖYÜMÜZÜN BÜYÜKLERRİNDEN KEMAL DAYIYA ALLAHDAN RAHMET YAKINLARINA BAŞSAGLIGI DİLİYORUM MEKANI CENNET OLSUN ALLAH TAHSİLATINI AFETSİN SAYGILARIMLA. herkese selamlar
ABDULKADiR ALDIR website
Eklendigi tarih/zaman: 20-01-2010 13:36:26
BAŞSAĞLIĞI

KAMEL DEMİR amcaya Allahdan rahmet, bütün DEMİR ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilerim.
AA
Mustafa SUBAŞI
Eklendigi tarih/zaman: 20-01-2010 07:28:57
........Taziye........
Köyümüz büyüklerinden ve değerli dostlarımızdan Kemal amca'nın vefatını teesürle duymuş bulunmkatayız. Merhum'a Allah'tan rahmet yakınlarına ve tüm Demir sülalesine başsağlığı dileriz.Allah, mekanını asl-i vatanımız olan cennetten bir bahçe eylesin.

Tüm köylülerimize de Qatar'dan kucak dolusu selam ve sevgiler yolluyoruz.


Cevat-Erol-Mustafa SUBAŞI
adem DEMIR
Eklendigi tarih/zaman: 19-01-2010 17:30:43
TAZIYE
COK SEVDIGIMIZ BUYUGUMUZ MERHUM KEMAL DEMIR DEDEMIN OLUM HABERINI BU GUN OGLEN ALMIS OLMAKTAYIM ALLAH TAHSILATINI AFFETSIN MEKANI CENNET OLUR INSALLAH GERIDE KALAN AILESINE VE AKRABALARIMIZA ALLAH SAGLIK IHSAN ETSIN TUM ASIRLARIN VE KOYLULERIMIZIN BASI SAG OLSUN
arnavultluktan adem demir ziya keskin abi acimizi paylastigin icin cok sagol yazini gorunce cok onure oldum allah razi olsun

Guestbook Powered by: MN Guestbook Version 1.5