Otlutepe Köyü

Ziyaretci defterini oku - Ziyaretci defterine mesaj yaz Giris
Toplam mesaj: 666
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 - 22 - 23 - 24 - 25 - 26 - 27 - 28 - 29 - 30 - 31 - 32 - 33 - 34 - 35 - 36 - 37 - 38 - 39 - 40 - 41 - 42 - 43 - 44 - 45
muammer özdemir website
Eklendigi tarih/zaman: 27-06-2013 09:41:15

selamın alleyküm tüm gardaşlarım hepinizi sevgiyle selamlıyorum bakıyorum kimseler yok sadece hüseyin şahan vede ragıp hocam kalmış vallaha gözümüz yok gardaşlarım anlaşılıyorki yazın gelmesiyle milet tatilde ama yazında bizlerde sebeplenelim yediyiniz içtiyiniz sizin olsun hemde balına yağ olsun yaşadıklarınızı anlatında bizlerde faydalanalım birazcıkta olsa hasret giderelim bunuda çok görmeyin bizler bu sene kaldık buralarda gidemedik gene doğdugumuz topraklara hasret sarmış her yanımızı sizler anlatında bizlerde sizin mutluluğunuza ortak olalım hepinize sağlık afiyet dilerim allah tüm dileklerinizi kabul buyursun benim gibi köye gidemeyen tabiki isteyipte gidemeyen tüm gardaşlareıma bir fırsat versinde bizlerde gidelim inşallah selamın allayküm allaha emanet olun
Ragıp
Eklendigi tarih/zaman: 26-06-2013 15:24:42
YOLUMUZDAKİ MANİLER

Evvel zamanlarda bir padişah, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuŞ, kendisi de pencereden seyrediyormuş. "Bakalım neler olacak?" diye düşünüyormuş.
Memleketin en zengin tüccarları, en büyük kervancıları, saray memurları birer birer gelip kayaya ters ters bakıp ve etrafını dolaşarak geçip gitmişler. Pek çoğu da yüksek sesle padişaha demediğini bırakmamış:
"Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyor..."
"Düşeni kaldırtmıyor..."
"Kendi sıça köşklerde zevk-ü safa içinde, halkını mı düşünecek..."
"Zalim padişah..."
Daha neler neler...

Sonunda saraya süt, yumurta, sebze, meyve getiren bir köylü çıkagelmiş. Yolunun üzerindeki kayayı görünce önce bir etrafına bakınıp sonra sırtındaki küfeyi yere indirmiş. İki eli ile kayaya sarılıp ve bütün kuvvetini kullanarak ıkına-sıkına itmeye başlamış. Sonunda kan-ter içinde kalsa da kayayı yolun kenarına itmeye muvaffak olmuş. Alına biriken terleri silip tam küfesini sırtına almak üzereyken, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu görmüş. Alıp açmış. Kese, çil çil altın doluymuş. Bir de padişahın fermanı varmış içinde:
"Bu kızıl altınlar kayayı yoldan kaldıran yürekli şahısa hediyemdir..." diyormuş.
Fakir ve çalışkan köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı:
"Yolumuzdaki, önümüzdeki her mani, hayat şartlarımızı daha güzelleştirecek, iyileştirecek bir fırsattır belki de..."

***

Hak şerleri hayr eyler,

Zannetme ki gayr eyler,

Arif aıı seyreyler,

Mevlâ görelim neyler,

Neylerse güzel eyler...

Not: Hasta olan Efrayil kardeşimize Allahü tealadan şıfalar dilerim.

Allahü tealaya emanet olunuz kıymetli kardeşlerim...
Ragıp
adem DEMİR
Eklendigi tarih/zaman: 26-06-2013 13:06:31
gecmiş olsun
ameliyat olan efrahım abıye gecmış olsun dıleklerımı ıletır allahtan acıl sıfalar dılerım.
muammer özdemir website
Eklendigi tarih/zaman: 25-06-2013 16:17:52
geçmiş olsun dileyi
efrayıl kardeşime saglıklı ömürler dilerim allah şifanı versin gardaşım
HÜSEYiN SAHAN website
Eklendigi tarih/zaman: 25-06-2013 15:39:50
------------------------------------ACIL SIFALAR------------------------------------

EFRAYiL SUBASI Kardesimin Gecirmis oldugu ameliyatindan dolayi kendisine acil sifalar diliyorum. yakinlarina gecmis olsun dileklerimi iletiyorum.

EFRAYiL Kardesimin durumu iyidir hamdolsun kendiyle konustum sagligi yerinde simdi evinde istirahattadir. yakin zamanda normal hayatina kaldigi yerden devam edecektir. Kurban bayraminda onunla insallah buzganaya cikacagiz sözümüz var.

EFRAYiL SUBASI:05356257243
AYHAN KARAOĞLU
Eklendigi tarih/zaman: 23-06-2013 14:15:54
KANDİL MESAJI
berat kandiliniz mübarek olsun.dualarınız kabul huzurlu mutlu hayırlı nice kandiller temennisiyle.hayırlı kandiller
ilhami polat
Eklendigi tarih/zaman: 23-06-2013 13:44:20

berat kandilinizi kutlar hayırlara vesile olmasını yüce ALLAH'DAN niyaz ederim Rabbim memletetimizdeki musibetleri üzerimizden kaldırsın
adem demir
Eklendigi tarih/zaman: 23-06-2013 08:05:26
kandil mesajı
Allah’ın Rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız firdevs, dualarınız kabul olsun. kandiliniz kutlu olsun…..
yusuf elinden selamlar allaha emanet olun
Nizam AKYÜZ
Eklendigi tarih/zaman: 22-06-2013 23:22:24
GEÇMİŞ OLSUN
Değerli hemşehrim ve kardeşim Musa Kuzey'in babası Nuri Kuzey'in rahatsızlığını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım.Kendisine Allah'tan acil şifalar diliyorum.Musa Kuzey kardeşime işlerinde başarılar diliyorum.Musa Kuzey kardeşime Bilecik'te bir görev esnasında daire arkadaşlarımla beraber ziyaret edilmiştir.Bana ve yanımda bulunan memur arkadaşlarıma göstermiş olduğu misafir perverlikten dolayı kendisine arkadaşlarım ve şahsı adıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.Allah birini bin etsin rızkı bol bereketli olsun.
Engin Güneş
Eklendigi tarih/zaman: 21-06-2013 21:07:28
KUTLAMA
TÜM KÖYLÜLERİME SELAMLAR OLSUN HERKESİN BERAT KANDİLİNİ KUTLAR HAYIRLARA VESİLE OLMASINI CANBI MEVLAMDAN DİLERİM SELAM VE DU İLE ALLAHA EMANET OLUN
Ragıp
Eklendigi tarih/zaman: 20-06-2013 15:10:16
BİZ HEP SESSİZCE AĞLADIK

1934 senesinde bir dağ köy mektebinde, cuma namazına gitti diye dayak yiyen dedem, okumayı terketti. Dedem, ömür boyu sessizce ağladı ama ona dünyayı zından eden muallimi dövmedi… Bırak sopa atmayı, ona bir kötülük etmeyi aklının ucundan bile geçirmedi.
İneklerin, öküzlerin yattığı ahır sekisinde gizli gizli Kur’an-i kerim okumayı öğrenen dedem, ahırın bitişiğindeki evinde Kur’an-ı kerim okuyamadığı için sessizce ağladı. Dedem ağladı, ninem ağladı... Allah’ın kitabına bu aşağılık muameleyi yapanlara karşı ayaklanmadığı gibi, 48 ay hiç izin kullanmadan, toplam 4 sene aç, susuz askerlik yaptı, sürüm sürüm oldu ama yine onlara beddua etmediler.
Bir dedem mi, bütün köylü, bütün memleketim hep aynı acıyı en acımasız şekilde yaşadı hep ağladı içten içe...

1950 senesinde, sandık başında oyunu kullanırken içinden; “Ya Allah, Bismillah” diyerek mührü bastı. Seçim neticelerini radyodan dinlerken, sessizce ağladılar. Sokaklara çıkıp taşkınlık yapmadılar. Mutluluğunu da hüznü gibi sessizce akan gözyaşlarıyla gösterdi dedem, ninem bütün ailem ve güzel hemşehrilerim....
Menderes’in idam edildiği günü, defalarca anlattı bana. Her seferinde gözleri kançanak olurdu. Sinirlenince, ‘Ne çektiysek o sağırdan çektik!’ diyerek, İsmet İnönü’ye olan öfkesini gösterirdi.
Benim büyüklerim hiç polis taşlamadı, camları kırmadı, devlete, millete zarar vermedi. Hep sessizce ağladı… Üzülünce ağladılar, sevinince yine ağladılar hep...

Babam sessiz ağladı…
Babam İstanbul’a okumak için geldiğinde, cami hasırlarına sarılarak ısınmaya çalışıp rahmetli Gönenli Mehmet Hocanın verdiği bir kaç kuruş harçlıkla karnını doyururken, hiç sokaklara çıkmak aklına bile gelmedi. Sessizce içine akıttı gümüş gözyaşlarını.
Ailesinin rızkını kazanacak bir iş imkânı bulamadığı için, gurbete gitmek mecburiyetinde kalınca, yine sokaklara çıkmadı benim babam. Eline taş alıp tüy bitmemiş yetimlerin de hakkı olan camları kırmadı, arabaları ateşe vermedi, polisleri taşlamadı. Biricik evladı, muhterem ve çilekeş pederi dahil, sevdiklerinin cenazelerine bile yetişemediği için, isyan etmedi, kendisini gurbete mahkum edenlere. Sessizce içine akıttı acı gözyaşlarını…

Bizi de sessiz ağlattılar…
27 Mayıs'ta, gidip geri gelmeyesi yetmişli yıllarda ve bilhassa 28 Şubat süresince bize de olmadık hakaretler ettiler, çoluk-çocuk doya doya sokaklarda gezemez olduk. Birisi çıkar bir laf atar diye hep diken üzerinde durduk. Cuma namazlarını kılmak için, gizli yollardan camiye gittik-geldik. Beyazıt’ta, üniversite kapılarında: “Başörtüye uzanan eller kırılsın!” diye bağırmaktan ses telleri acıyan gençlere bile destek olamadık, o zulmü bize yapanların vicdanları acımıyordu. Zaten yoktu ki... Eylem yapmadık, polis taşlamadık, camları kırmadık. Sessizce hep ağladık…

Erkekliğimden utanırdım!
Üniversite kapısında, kışlada, orada-burada doya doya; "ben Müslümanım " diyememe mecburiyetinde kalmak, hayatımda yaşadığım en büyük acıydı belki de. Müslümanlığımdan, insanlığımdan, erkekliğimden utanırdım… Dilimde bazen dualar bazen beddualar dolaşırdı. Ama ben hiç elime taş alıp polislere veya herhangi bir yere atmadım, sokakları, park ve bahçeleri kirletmedim. Dükkânların camlarını kırıp araçaları yakmadım, onu ima edecek hiç bir harekette, hakerette bile bulunmadım.

Müslüman bir sınıf veya mektep arkadaşlarımızla göz göze gelmekten utanır, onlara yardımcı olamamanın sıntısını yaşardık iliklerimize kadar.
Başörtülü bacılarımızdan biri merdiven başında beni durdurdu. “Ben tahsilimi bırakıp ailemin yanına dönmeye karar vermiştim. Dün babamı aradım. Verdiğim kararı kendisine söyleyince bana kızdı. ‘Başını açıp tahsilini tamamlayacaksın. Gelirsen seni eve almam’ dedi. Ben şimdi ne yapayım?”

Susmak zorunda kalmak, insana bu kadar acı verir mi? Aradan tam 35-40 sene geçtiği halde, o merdivenin başında susup kalmanın, bir şey yapamamanın acısını, hiç unutmadım. Değil polis taşlamak, dükkânların camını kırmak, dünyayı yakmak istedim o an... Ama ben sessizce ağladım sadece... Bu acıları bize yaşatanlara beddua ettim, o bacılara dua ederken.
Biz polise, esnafa, vatandaşa taş atmadık, atamazdık da: ‘emir kulu, kul hakkı-milli servet’ diye.
Biz hep sessizce ağladık.
O zaman sanatçılar neredeydi?
Biz bunları en merhametizce yaşarken sanatçı geçinenler neredeydi? Taksim meydanında, polis taşlayıp işyerlerinin camlarını kıran gençlerin yanında yalancı kahraman gibi poz verenler, 27 Mayısta, 28 Şubatta neredeydiler acaba? Ağaçların haklarını korumak için millete kan kusturanlar, ortalığı muharebe sahasına çevirenler, eylem üsüne eylem yapanlar, en temel insan hakları çiğnenirken niye sustular? Milletinden bu kadar kopuk yaşayanlar, memleketinin istkbali/geleceği için asla sanat üretemezler.
Dedemin, ninmin sessiz çığlıklarını, babamın, annemin gurbet, hasret hüzünlerini, 27 Mayıs, 28 Şubat’ın ezip geçtiklerini görmeyenler, aniden çevreci ve hümanist oldular.
Dedemin sessizce içine akıttığıı gözyaşlarını resmedemeyen, her türlü baskılara rağmen, sokakları cehenneme çevirmeyen 27 Mayıs, 28 Şubat mağdurlarının sabrını, notalarına, tuvallerine dökemeyen sözde sanatçılar, şimdi çevreci oldular, öyle mi?..
Meselenin 3-5 ağaç olmadığını sağır sultan bile duydu, herkes pek ala biliyor. Nedense bizim sanatçılar, hep sol eylemlerde sanatlarını sergiliyorlar.
Biz evvel Allah'a, bağrı yanıkların samimi dualarına sığındık, taşlara değil...
Başbakan ‘%50′yi zor tutuyorum’ dese bile, kendisi de biliyor, bizim sokaklara taş atmak için çıkmayacağımızı. Şiir okuduğu için hapse atılırken, sokağa çıkmaya teşvik etmeyen Başbakan, merak etmeyin bu hadiseler için sokaklara çıkmaya musade etmeyecek. Bir kabda ne varsa o sızar... elbette...
Dedem sessizce gözyaşlarını içine döküp, devletin polisini taşlamadı.
Babam sessizce gözyaşlarını içine akıtıp, esnafın dükkânının camlarını kırmadı.
Bizler de sessizce ağladık, ama ortalığı dağıtıp yakmadık, yıkmadık.
Biz hep sessizce ağladık diye, bu hadiselerden/olaylardan korkup sandık mücadelesinde vazgeçeceğimizi mi sandınız?
‘90 yıllık cumhuriyet tarihinin 80 senesi biz ağladık siz güldünüz. Şimdi siz ağlayın biz gülelim’ demiyoruz.
‘Birlikte gülelim’ diye hâlâ dua ediyoruz.
Duaların taşlardan daha güçlü-kuvvetli, tesirli olduğunu bilmeyenler, ne demek istediğimizi elbette anlayamazlar…

Muhabbetlerimle...
adem DEMİR
Eklendigi tarih/zaman: 19-06-2013 16:53:48
TEŞEKKUR

ÖNCELİKLE İZMİRDEKİ KÖYÜMÜZÜN DERNEK BAŞKANLIĞINA TEKRAR GELMESINDEN DOLAYI AMCAM SEREF DEMİRE TEŞEKKUR EDERIM KOY HALKIMIZIN İSE KISIR ÇEKİŞMELERDEN,SEN BEN AYRILKÇI İÇİ BOŞ DAVRANIŞLARIN OLMAMASINI VE İLERİYE DÖNÜK BİRLİK BERABERLİK İCİNDE OLMASI DİLEĞİ İLE HERKESE SELAM VE SAYGILARIMI SUNUYORUM. HAYIRLI OLUR İNŞALLAH. ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN
Ragıp
Eklendigi tarih/zaman: 19-06-2013 15:58:50
SAHİBİNİ KİM BİLMEZ?
Mühim ve de büyük bir âlim olan Abdullah bin Mübarek hazretleri, bir gün koyun otlatan bir çocuk görmüş.
“Zavallı çocuk, küçük yaşta çobanlık yapıyor. Bütün zamanını bu dağ başında, hayvanlarla geçiriyor. Hiçbir şey bilmiyor, belki de Allahü tealayı bile tanımıyordur, Allah muhafaza...” diye düşünmüş. Acımış çocuğa. Yanına gitmiş ve onunla sohbet etmeye başlamış:

- Evladım, Allahü tealayı bilir misin?

- Kul sahibini nasıl bilmez?

- Allah ü tealayı neyle biliyorsun?

- Bu koyunlarla.

- Koyunlarla mı? Nasıl?

- Bu birkaç koyun, çobansız hiçbir şey yapamaz. Onlara su ve ot verecek, onları kurttan ve diğer tehlikelerden koruyacak biri olmalı. Bundan anladım ki bu âlemdeki hiçbir şey yaratıcısız, koruyucusuz olamaz. İşte bu koyunlar sayesinde Allah’ı böylece bildim.

- Allahü tealayı nasıl bilirsin?

- Hiçbir şeye benzetmeden bilirim.

- Böyle olduğunu nasıl anladın?

- Yine bu koyunlardan.

- Nasıl yani?

- Ben çobanım. Koyunların koruyucusuyum. Onlar benim ne düşündüğümü, ne yapacağımı bilemezler. Onlara dikkatle bakıyorum. Ne onlar bana benzerler ve ne de ben onlara benzerim. Buradan, bir çobanın koyunlarına benzemediği gibi Allahü tealanın da kullarına benzemeyeceğini anladım.

- Peki, başka neler biliyorsun?

- Üç ilim bilirim. Gönül ilmi, dil ilmi ve beden ilmi.

- Bunlar nelerdir?

- Gönül ilmi şudur: Allah bana kalp verdi. Kendisini tanımam ve sevmem için. Onun sevdiklerini sevip, sevmediklerinden de uzak durmam için.
Dil ilmi şudur: Allah bana dil verdi. Onu hatırlayıp adını zikretmem/söylemem için.
Beden ilmi şudur: Allahü teala bana beden verdi. Ona kulluk etmem, hizmet etmem için.

- Maşallah evladım... Benim sana öğretecek bir şeyim yok. Senin bu günahkâr ihtiyara bir nasihatin var mı?

- Ey efendi! Alim olduğun belli oluyor. Eğer ilmi Allah rızası için edindiysen insanlardan istemeyi kes! Yok, dünya için edindiysen Cennet arzu ve isteğini kalbinden çıkar.

Allahü tealaya emanet olunuz.
HÜSEYiN SAHAN website
Eklendigi tarih/zaman: 19-06-2013 11:48:36
GECMIS OLSUN

Köyümüz büyüklerinden NURI KUZEY rahatsizligi nedeniyle Bilecik devlet hastahanesinde yatmaktadir. kendisine ALLAHTAN acil sifalar diliyorum. tüm evlatlarina ve yakinlarina gecmis olsun dileklerimi bildiriyorum.

MUSA KUZEY .05437991713
muammer özdemir website
Eklendigi tarih/zaman: 18-06-2013 12:42:24

selamın alleyküm bütün köylülerime saygı ve selamlarımlan hayırlı günler dilerim arkadaşlar köyümüzün izmir yeşilyurttaki dernek başkanlığını yürüten cafer polat başkanlıktan ayrılmıştır sağ olsun gene görev şeref demir tarafından devir alınmıştır yoksa derneyi kapatıyorlardı huzurunuzda şeref demire sonsuz teşekkürler etmek isterim sağ olsun başkanlık gönül işi allah razı olsun svgili amcam çok sağ ol iyki varsın bütün köylülerimizin derneye sayıp çıkmaya davat ediyorum saygılarımlan

Guestbook Powered by: MN Guestbook Version 1.5