Otlutepe Köyü

Ziyaretci defterini oku - Ziyaretci defterine mesaj yaz Giris
Toplam mesaj: 652
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 - 22 - 23 - 24 - 25 - 26 - 27 - 28 - 29 - 30 - 31 - 32 - 33 - 34 - 35 - 36 - 37 - 38 - 39 - 40 - 41 - 42 - 43 - 44
muammer özdemir website
Eklendigi tarih/zaman: 18-06-2013 12:42:24

selamın alleyküm bütün köylülerime saygı ve selamlarımlan hayırlı günler dilerim arkadaşlar köyümüzün izmir yeşilyurttaki dernek başkanlığını yürüten cafer polat başkanlıktan ayrılmıştır sağ olsun gene görev şeref demir tarafından devir alınmıştır yoksa derneyi kapatıyorlardı huzurunuzda şeref demire sonsuz teşekkürler etmek isterim sağ olsun başkanlık gönül işi allah razı olsun svgili amcam çok sağ ol iyki varsın bütün köylülerimizin derneye sayıp çıkmaya davat ediyorum saygılarımlan
Ragıp
Eklendigi tarih/zaman: 17-06-2013 17:49:42
BU KADAR DA OLAMAZ
BU KADAR DA OLMAZ !

Yuvasından kaçan haylaz, yavru bir tavşan, ormandaki güzellikleri görünce hayret ve hayranlık içinde gezinmeye başlar. Bu esnada bir katıra rastlar. Daha önce hiç görmediği bir hayvan olduğu için, yanına yaklaşıp merakla sorar:

- Afedersinin tanıyamadın, sen kimsin?

- Ben, katırım.

- Allah, Allah… Sizi hiç görmemiştim. Peki, senin anan, baban kim?

- Babam, at; anam eşek!

- Hımmm! Peki… Anladım!

Anası başka cins, babası başka cins hayvan oluşun sırrını kavrayamayan ve kafası karışan tavşan, ‘peki’ demiş, ama bu iş aklına da yatmamış.

Şaşkınlık içinde:

- Peki, tanıştığımıza memnun oldum, diyerek seyahatına devam etmiş…

Saadetle ve kendinden geçmiş bir şekilde dolaşırken bir de bakmış ki, daha önce hiç aşina olmadığı ve görmediği bir başka hayvan… Bu defa ona da selâm verip sormuş:

- Hey arkadaş! Sen kimsin, tanıyamadım?

- Ben, kurtköpeğiyim.

- Allah, Allah! Sizi hiç görmemiştim. Peki, senin anan, baban kim?

- Babam, kurt; anam köpek…

- Haa? Peki, anladım…

Anladığını söyler, ama aslında anlamamıştır ve hayretler içindedir. Nasıl olur da bir at ve eşekten, ‘katır’ denen bir başka hayvan meydana gelir? Nasıl olur da bir ‘kurt’ ile bir ‘köpek’ten bir kurt-köpeği doğar? Bir türlü akıl erdiremez. Hayretle içinde başı dönmüştür.

Tefekkür halinde, dalgın vaziyette kafasındaki sorulara cevap arar bulamaz, ama sonunda, ‘vardır bir hikmeti’ diyerek yoluna devam eder.

Yavru tavşan ormanın derinliklerinde dere tepe dolaşır, yeşil otlar içinde koşar ve su birikintileri üzerinden atlar. Çok mutludur. Bir süre sonra hava kararmaya başlar. Artık eve gitme zamanı geldiğine karar verir.

Eve dönüş yolunda, çok sayıda değişik cins ve türden hayvanlara rast gelir. Yılanlar, çiyanlar, kurbağalar, aslanlar, kaplanlar, maymunlar, inekler-sinekler, inler- cinler ve zürafalar gibi… Bunları tanıdığı için sadece selam verir geçer.

Eve yaklaştığı sırada bir de bakar ki yolda tanımadığı bir başka hayvan daha vardır…

- Olamaz, böyle bir mahlûk olamaz! Der içinden.

Şu kısacık ömrü boyunca tanıdığı bazı hayvanlara benzetse de, onların hiç biri gibi değildir, biraz uzaktan gördüğü hayvan...

Tanışmak için yanına doğru giderken bir de bakar ki o garip hayvan, tavşana görünmemek için, gözlerini kapatır ve kafasını hemen kuma sokar. Yavru tavşanın gelişinden tedirgin olmuştur. Kendisini görmeden geçip gitmesini arzu etmektedir. Buna rağmen tavşan yanına gelir ve kafası kuma sokulmuş kocaman gövdeye şöyle bir dokunur. Garip hayvan irkilerek başını kumdan çıkarır. Gözleri fal taşı gibi açılmıştır.

Yavru tavşan sorar:

- Hey dostum, kusura bakma. Uyandırdım seni galiba. Tanıyamadım, kimsin?

- Devekuşuyum!

- Neee?

- Evet, niçin şaşırıyorsun ki? Devekuşuyum işte!

Bunu duyar duymaz beyninden vurulmuşa dönen yavru tavşan, gayri ihtiyari feryadı basar:

- Yuh be! Olamaz! Bu kadarı da olmaz!

Sağlıklı hayırlı ömürler, muvaffakıyetler dilerim...
Ragıp
Ragıp
Eklendigi tarih/zaman: 14-06-2013 17:24:31
ASIL FAKİRLİK

Bir gün zengin bir baba ailesi ve tek oğlunu alarak köye götürür. Bu yolculuğun tek maksadı vardır; insanların ne kadar fakir olabileceklerini biricik oğluna göstermek ve kendi zenginliklerinin farkına vardırmaktır. Pek fakir bir ailenin evinde bir gece ve gün geçirirler.
Dönerken baba oğluna sorar:
"İnsanlar ne zor şartlar altında hayatlarını devam ettiriyorlar değil mi?"
"Evet baba!"
"Ne gördün, ne öğrendin peki?"
Biraz sağa-sola bakınan çocuk:
"Şunları gördüm baba:
Bizim evde bir köpeğimiz var, onlarısa dört.
Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var, onlarınsa sonu olmayan bir dereleri.
Bizim bahçemizde sert bir şey çarpınca hemen kırılan, bir kaç ithal lamba var, onlarınsa sayılmayacak kadar çok yıldızları...
Bizim görüş alanımız ön avluya kadar, onlarsa bütün bir ufka kadar..."
Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı. Oğlu ilave etti:
"Teşekkür ederim baba, ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için!.."

Bütün hemşehrilerimin Şaban-i şerif ayları mübarek olsun... Bu ayda oruçlu olanlara ne mutlu...

Allahü teala yar ve yardımcımız olsun...
Muhabbetlerimle...
Ragıp
HÜSEYiN SAHAN website
Eklendigi tarih/zaman: 14-06-2013 15:23:13
KÖYDEN HABER.

Degerli arkadaslar bildiginiz üzere bizim bir dag mahkememiz var birkac yildir devam eden. Yarin dagda sabah SAAT:9.00 da kesif vardir.insallah bu kesif son kesif olur mahkeme bir an evvel karara baglar.

Malesef Türkiyedeki yasgi sisteminin nekadar agir ve hantal calismasindan bir türlü sonuca baglanamiyor.insanlarimizi sikintiya sokuyor.

Hakkimiza hayirlisini RABBIMDEN UMUYOR ÜMIT EDIYORUM.
Hüseyin DEMİR
Eklendigi tarih/zaman: 13-06-2013 14:10:32
ŞABAN AYI VE RASULLLAHA SALEVAT
Sevgili köyümün güzel insanları hepinizi selamların en yücesi Allah'ın selamıyla selamlıyorum mevlam yar ve yardımcınız olsun.

ŞABAN AYI BENİM AYIM BUYURUYOR RASULLAH

RESULULLAH’A ‘(S.A.V.) SALEVAT OKUMANIN FAZİLETİ

Resulullah Efendimiz’e (s.a.v.) salevat okumaktan maksad, Allâh’ın emrine uymak ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) üzerimizdeki hakkını ödemektir.

Salevat; Allah’dan rahmet, meleklerden istiğfar ve mü’minlerden dua demektir. Salevatın en kısa olanı “Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin” dir ki: “Ey Allah’ım, Muhammed aleyhisselamı dünyada şerefli, namını yüce ve meşhur, güzel dînini devamlı kıl, ahirette sevablarını sonsuz, kendisini her taifeye şefaatçi, cennette yüksek ve nurlu vesîle makamına; Makam-ı Mahmud’a kavuşturmakla onun ve Alinin şanını yücelt.” demektir.

Hz. Ebubekir (r.a.) buyurdu: “Resulullah’a salevat okumak, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları mahveder. Resulullâh’a selam, köle azad etmekten daha faziletlidir. Resulullâh’ı sevmek, Allah yolunda cihad etmekten üstündür.

ALLAHA EMANET OLUN
muammer özdemir website
Eklendigi tarih/zaman: 13-06-2013 09:49:35

selamın alleyküm arkadaşlar yazgeldi göçmen kuşlar sılaya dönmeye başladı neyazıkki bu sene benim kanadım kırık gidemiyorum o ellere gidenlere selamolsun bizide unutmasınlar dağına taşına selam söyleyin ayhan yeyenim hiç ev sahıbine hoşgeldin denirmi sen evden birisin feysten silme meselesini hüseyin dayın biliyor ben bilinçli olarak kimseyi silmedim farkındayım bu taş bana geldi ama vallaha bilerek yapılan bir şeydeyil o eski sayfayı kullanmıyorum çünki çok rahatsız lık veren şeyler olmaya başlamıştı o yüzden kusura bakma özür dilerim senden musa bu at meselesi varya herif olan sözünde durur ama nerde o cesaret anlatamaz kardeşim ben hüseyinede dedim baksana derede kaldı birtürlü çıkamaz oldular derede arkadaş bu nasıl çimmek sabungibi errisin gardaş yeter artık çık dereden köye giden gitmeye hazırlanan tüm büyüklerime vede küçük lerime neşeli mutlu bir tatil dilerim benim gibi gidemeyenlerede sabır vede duvaile inşallah bizlerde birgün inşallah gideriz tüm siteye yazan vede okuyan kimler varsa hepsine saygılarımı sunarım ragıp hocamada teşekkür etmek isterim hocam eksik olmayın kaleminize saglık iyki varsınız allah sizden razı olsun mevlam birgün inşallah sizinle tanışmayıda nasip eder bana allaha emanet olun
musa kuzey
Eklendigi tarih/zaman: 11-06-2013 23:16:11

selam ve saygılarımla hal ve hatırınızı soruyorum inşallah hepiniz iysinizdir evet nerdesiniz vakit bulamıyoruz yazmaya demeyin okumaya varsa yazmayada olur ben burdayım sizlerde burda olun şu at meselesini beklerken uykuya kaldık saygı ve sevgilerimle
Ragıp
Eklendigi tarih/zaman: 11-06-2013 20:29:20
HATIRALARIM YAYIMLANIYOR
Kıymetli Hemşehrilerim,
Yeni hatıram ( 15. hatıra, İLK FİLM, İLK TENKİT ) yayımdadır. Link aşağıda. Hayırlara vesile olması dileklerimle...
Görüş, dilek ve temennilerinizi bekliyorum.

HÜSEYİN ŞAHAN BEY kadeşim, hatıralarımı okuduğuna memnun oldum. Sitemizin renklenmesine vesile olabilecek "kıssadan hisse" yazıları sıkca ilave ediyorum, inşaallah hayırlara vesile olur.
Bütün site müdavimi kardeşlerime selam ve dua eder, dualarınızı da beklerim.
Allahü tealaya emanet olunuz.
Ragıp

http://www.ersilader.com/?Syf=22&Mkl=538335&pt=Rag%C4%B1p%20KARADAYI&%C4%B0LK-F%C4%B0LM%C4%B0M%C4%B0ZE,-%C4%B0LK-TEPK%C4%B0
Ayhan KARAOĞLU
Eklendigi tarih/zaman: 11-06-2013 17:48:49
HOŞBULDUM DAYI
selamunaleyküm.sevgili dayım bu güzel karşılaman için çok teşekkür eder saygı, sevgi ve hürmetlerimi sunarım.
bu arada ben sadece senin yeğenin değilim ki birtek sen hoşgeldin dedin.öteki dayılarım nerdeler acaba.zaten bir tanesi beni facebooktan silmiş.geçengün farkettim bende.onun üzüntüsü içindeyim.
ve bu arada şu atı alda köye doğru gel artık.kurtlar vadisinden çok reklam arası veriyorsun
HÜSEYiN SAHAN website
Eklendigi tarih/zaman: 11-06-2013 16:58:46
NERDESINIZ.????????????????

Degerli site müdavimleri arkadaslarim nasilsinin insallah iyisinizdir.
Degerki RAGIP hocam ellerinden öpüyor dualarini bekliyorum abim.hatiralarini ve sitemizdeki yazilarini zevkle okuyup takip ediyorum. Feyzinden yararlaniyorum ALLAH RAZI OLSUN.

Yegenim AYHAN KARAOGLU sitemize ve aramiza tekrar hos geldin sefalar getirdin dayisi seni ve yazilarini özledik insallah bundan böyle espirili yazilarini bizlerle paylasir günümüzü hos edersin.

MUAMMER ÖZDEMIR
HÜSEYIN DEMIR
ADEM DEMIR
LOKMAN BINICI
ILHAMI POLAT
MUSA KUZEY
AHMET OVALI
CELALETTIN SUBASI
ISA DEMIR
GÜLBENIZ BAYRAMLI
MAHIR BAYRAMLI
METIN YILDIZ
ZEKI ÖZDEMIR
NiZAM AKYÜZ
RAIF SUBASI
VELI SAVAS
ENGIN GÜNES
YAKUP YILMAZ
SALIM YILMAZ

DAHA simini hatirlayamadigim köylülerim kardeslerim nerelerde kaldiniz sizlerdemi gezi parkina gittiniz yoksa yazilarinizi bekliyorum.
Ben bir yazi dizisine baslamistim bir kismini yazamamistim insallah o geri kalan kisminida yazacagim siz degerli doslarimi fazla merakta birakmiyacagim.AGAMLA AT ALMAYA GIDIYORUZ.YAKINDA 5 .BÖLÜM
Ragıp
Eklendigi tarih/zaman: 11-06-2013 11:04:07
GÜZEL KOKU ONDANDIR
Evliya zatlardan biri birgün yolda yürürken ayağı tökezlenip yakındaki çamurun içine düştü. Pis, necaset kokuları beklerken, çamurdan çok güzel gül kokuları geldi.
Çok şaşırdı. Avuçlarına doldurduğu çamura hitaben:
Ey çamur, seni çok iyi tanıyorum, biliyorum; sen güneşte kavrulunca toz, suya düşünce çamur olan topraksın ama gül gibi kokuyorsun. Nedir bu işin sırrı? Çamur parçasında bu denli güzel koku... Şaşırdım doğrusu... Bunun sebebi, hikmeti nedir?”
Çamur, lisani hal ile o mübareğe şöyle cevap verdi:
“Benim üzerime bir gül diktiler. Gül ağacı büyüdü dal, budak saldı. Her mevsim açılan güllerin yaprakları da üzerime düştü. Yani efendim, bir müddet gül ile arkadaşlık yapmıştım. Bu güzel koku ondanır..! Ben yine aslı toprak olan çamurum, bende bir şey yok! Ne varsa ondandır...”

Allahü teala, gül kokuları saçan güzellerle karşılaştırsın cümlemizi...
Allahü tealaya emanet olunuz.
Ragıp
Ragıp
Eklendigi tarih/zaman: 10-06-2013 12:14:14
DERT AĞACI
Eski çiftlik evini restore etmek için tuttuğum marangoz,
işteki ilk gününü zorlukla tamamlamıştı...
Arabasının patlayan lastiği onun işe bir saat geç gelmesine sebep olmuş,
elektrikli testeresi iflas etmiş ve şimdi de eski püskü pikabı çalışmayı reddetmişti...
Onu götürürken yanımda adeta bir taş gibi oturuyordu...
Evine ulaştığımızda beni, ailesiyle tanışmam için içeri davet etti...
Eve doğru yürürken küçük bir ağacın önünde kısa bir süre durdu, dalların uçlarınana her iki eliyle okşar gibi dokundu...
Kapı açıldığında; adam şaşırtıcı bir şekilde değişti...
Güneş yanığı yüzü, neşelendi, tebessümle kaplandı, iki küçük çocuğunu şefkatle kucakladı, öptü, öptü...
Daha sonra beni arabaya yolcu etmeye geldiğinde; ağacın yanından geçerken merakım daha da arttı ve ona eve giderken gördükklerimi sordum...
“O, benim dert ağacım” dedi, “Elimde olmadan işimde bazı problemler çıkıyor, ama şundan eminim ki o sıkıntı veren meseleler evime, hayat arkadaşıma ve çocuklarıma ait değil...
Bunun için bu problemleri her akşam eve girerken o ağaca asıyorum...
Sabahları tekrar onları oradan alıyorum. Ama komik olan ne biliyor musunuz?...
Ertesi sabah onları almaya gittiğimde, astığım kadar çok olmadıklarını görüyorum...”
Öfkeyle geçen her dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyedir.
Huzur dolu sağlıklı nice günlere....
Ragıp
HÜSEYiN ŞAHAN website
Eklendigi tarih/zaman: 09-06-2013 01:27:17
MERHABA


Merhaba degerli site müdavimleri bir müdet siteden ve siz degerli doslarimdan ayri kaldim.

Rabbime sükürler olsun yine sizlere ve sitemize kavustum.

Kaldigimiz yerden devam etme dilekleriyle ya Bismillah deyip sohbetlerimize basliyalim diyorum.

insallah herkes saglik ve afiyettedir.Rabbim hic kimseye keder vermesin.

Allah milletimize zeval vermesin akli selimden ayirmasin,bizleri sasiranlardan eylemesin.
Ragıp
Eklendigi tarih/zaman: 08-06-2013 10:13:56
VEFASIZ DOSTA HAYIR YOKTUR

Akıllı kimsenin, arkadaş ve dost edinmekte maksadın ne olduğunu iyi bilmesi lazımdır. Çünkü, arkadaşlık ve dostluk, bir arada olmak, beraber yiyip içmek değildir. Dost edinebilmenin birtakım yolları vardır.

Vasati bir tavır içerisinde olup bu husûsta ifrat ve tefrite varmamalıdır. Alçak sesle konuşmakı, kendini beğenmişliği terk etmelidir. Mütevâzı olup, muhalefet ve her şeye karşı çıkmayı bırakmalıdır.

Dost ve kardeş edinilen kimseleri, meşakkat ve sıkıntıya sokmamalı, onları bıktırıp, usandırmamalı. Buna sebep olacak davranışlardan kaçınmalıdır. Çünkü bir anne bile, emzirdiği çocuğunu, kendisine sıkıntı verince kucağında tutmayıp bir yere bırakır.

Akıllı kimse, bayağı ve düşük kimselerle arkadaş olmaz. Onları dost edinmez. Böyle kimseler, yılan gibidir. Onların, sokmak ve zehirden başka sermâyesi yoktur.

Sen denemedikçe, görünüşüne aldanıp da bir kimseyi arkadaş ve dost edinme. Nice kimseyi sâdece görünüşüne bakarak, durumunu bilmeden dost edindim. Bana güler yüzlü, tatlı sözlü idi. Daha sonra araştırınca, bunu içten gelen bir sevgi ile yapmadığını gördüm. Böyle kimseleri dost edinme. İçten, samimi sevenleri kendine dost edin. Böyle bir dost bulabilirsen, kendine büyük ni'met bil.

Bir kimsenin sevgisi 'merhaba, hoş geldin, nasılsın veya ben seni seviyorum'dan öteye geçmiyorsa, bir düşün; hareketleri ve yaptığı muâmeleleri, onun bu sözlerinde samimî olup olmadığını gösterir.

Bin dost, bir kişi için fazla değildir. Fakat bir kimsenin bir düşmanı olsa, o, onun için çok fazladır.

Akıllı kimse, adımı atmadan önce basacağı yeri iyice görür, sonra oraya adımını atar. Düşmanı ile tamamen irtibâtı kesmez. İhtiyâcını gidermek için kısmen de olsa ona yaklaşır. Fakat tam olarak yaklaşmaz. Çünkü, düşman bundan cesâret alıp, aleyhine bir iş yapabilir. Akıllı kimse, mutlaka lâzım olan kimselere, üstesinden gelinmeyen şiddetli düşmana da (açıkça) düşmanlık yapmaz. Çünkü böyle bir düşmana güç, kuvvet yetmez. Ona düşmanlık ise fayda getirmez. Bilakis zarar verir.

Akıllı kimse, hiçbir zaman düşmanından emîn olmamalı, ona itimat etmemelidir.

Verasız ilimde fâide olmadığı gibi, vefasız dostta da hayır yoktur.

Muhammed bin Hasen hazretleri,
Hindistan evliyâsının meşhûrlarındandır.
Hem Kadirî ve hem de Çeştiyye yolunda kemâl sahibidir.
Hindistan'da Çünpûr şehrinde dünyâya geldi.
944 (m. 1537) Delhî'de vefât etti, rahmetullahi teala aleyh...
Vefalı dostlarınızın artması dileklerimle...
Allahü tealaya emanet olunuz.
Ragıp
Celalettin SUBAŞI
Eklendigi tarih/zaman: 07-06-2013 09:24:53



BAKIŞ FARKI

Birgün; bir antropolog, bir fizikçi, bir matematikçi, bir kimyacı bir de jeologdan oluşan grup.Bir bölgede araştırma yapmak için, açık araziye çıkmışlar. Sonra bir anda yağmur başlamış ve bunlar ıslanıp hasta olmamak için yakınlarda bulunan bir dağ evine giderler. Evin sahibi onları odada oturtur ve sıcak bir şeyler getirmek için evin mutfağına gider. Odada oturan grubun ilgisi bir anda sobaya çevrilir. Çünkü adamın sobası yerden yarım metre yüksekte ve altında da taşlar diziliymiş. Hepsi bunu tartışmaya başlamışlar.
Fizikçi: “Köylünün sobayı yarım metre yükseğe kurmasının nedeni Konveksiyon sayesinde odanın daha çabuk ısınmasını sağlamaktır.” der..
Kimyacı: “Köylü, Aktivasyon enerjisini varsayarak sobayı daha çabuk yakmak için yarım metre yükseğe kurmuş.” der..
Jeolog: “Köylü, bu bölgenin fay hattına yakınlığını bildiğinden bir deprem esnasında sobanın yere değil de taşların üzerine devrilmesini ve dolayısıyla yangını önlemeyi amaçladığını söyler.”
Matematikçi: “Köylü odayı daha verimli ısıtmak için sobayı geometrik açıdan odanın tam ortasına kurmayı amaçlamış.” der..
Antropolog: “Bu köylü eski dönemlerdeki ateşe tapmak dinine bağlı olduğundan ateşe saygı mahiyetinde bu sobayı yarım metre yukarda tutmuş.” der..
Bu esnada Köylü içeri girer.. Hepsi birden; Sobayı neden yarım metre yukarıda kurduğunu sorarlar.. Köylü gayet saf bir şekilde şöyle cevap verir:
- Boru Yetmedi.

Sözün özü:
“Her insan ilmince amel eder”

Tüm site sakinlerine saygı ve sevgilerimi sunar, sağlık ve esenlikler dilerim.Cumamız mübarek olsun.
Hoşça kalınız...

Guestbook Powered by: MN Guestbook Version 1.5