Otlutepe Köyü

Ziyaretci defterini oku - Ziyaretci defterine mesaj yaz Giris
Toplam mesaj: 1429
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 - 22 - 23 - 24 - 25 - 26 - 27 - 28 - 29 - 30 - 31 - 32 - 33 - 34 - 35 - 36 - 37 - 38 - 39 - 40 - 41 - 42 - 43 - 44 - 45 - 46 - 47 - 48 - 49 - 50 - 51 - 52 - 53 - 54 - 55 - 56 - 57 - 58 - 59 - 60 - 61 - 62 - 63 - 64 - 65 - 66 - 67 - 68 - 69 - 70 - 71 - 72 - 73 - 74 - 75 - 76 - 77 - 78 - 79 - 80 - 81 - 82 - 83 - 84 - 85 - 86 - 87 - [88] - 89 - 90 - 91 - 92 - 93 - 94 - 95 - 96
ömer binici
Eklendigi tarih/zaman: 23-01-2009 11:35:21

tum musluman alemının ve otlutepe halkının cuması mubarek olsun her şey gunlunuzce olsun ÖMER BİNİCİ
ERDAL ŞAHAN
Eklendigi tarih/zaman: 22-01-2009 23:23:09
YÜSUF GÜNEY'E NOT
YÜSUF ABİ BAK BEN ERDAL SANA BİR MESAJ YAZIYORUM YILDIRIMDA AYHAN ÖZBEK'İ DESTEKLİYORUZ CÜNEYT KARLIK'I DEĞİL HABERİN OLSUN BURSADA BERABER YAŞIYORUZ FAKAT SENİ GÖREMEDİĞİM İÇİN BURADAN SANA SESİMİ ULAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORUM SELAM VE DUA İLE....
musa kuzey
Eklendigi tarih/zaman: 22-01-2009 19:12:28
teşekkür
selam canım otlutepeli kardeşlerim halamın ölümü bizlei üzdü ve bu üzüntüyü eminimki bizlerle paylaştınız taziyelerinizi okudum hepinizden allah razı olsun
sayın hüseyin abi hakkımda yazdığın yazıyı okudum bizim yaptığımız senin yaptıklarının yanında gömülü kaldı sana çok teşekkür ederim iyki varsın
bilecik
musa kuzey
israfil ÖZTÜRK
Eklendigi tarih/zaman: 22-01-2009 14:46:06

Çok değerli site okurları ve bütün köylü hemşehrilerime selamlar saygılar.Allahın selamı herkesin üzerine olsun.
Değerli Hüseyın abi seni gerçekten tebrik ediyorum.Herkesi incitmeden ayrı ayrı hal hatır sorman inanki herkesin yapa bileceği bir iş değil.Seninde kendine göre işlerin yoğundur.Bukadar işin arasında bu özveriyi göstermen taktire şayandır.
Hüseyin abi 21 şubatta federasyonumuzun 1oo0 kişilik yemekli toplantısı 21 şubat cumartesi;15 bin kişilik kurtuluş geceside 14 mart cumartesi günü olacak.Hangisine vaktin uyuyorsa seni önemle davet ediyorum.beklerim. selamlar... İsrafil ÖZTÜRK İZMİR.
selim binici
Eklendigi tarih/zaman: 22-01-2009 13:49:16
sitem
selmanın aleykum siteye girip yazanlar okuyanlar selam olsun hüseyın abi sansur yapıyon sorada kopyadiyon.............
CELALETTİN SUBAŞI
Eklendigi tarih/zaman: 22-01-2009 13:49:09

Allah'ın Selamı tüm site sakinlerinin üzerine olsun.Değerli Site kurucumuz Hüseyin ŞAHAN Beyin tüm site müdavimlerine görüşlerini okudum. Kalbinin güzelliğini duygularıyla birleştirerek, yazıya döktüğünü gördüm.Buna istinaden bende düşüncemi ifade etmeyi kendime sorumluluk görerek yazıya dökmemek istedim.Kişi hakkında pozitif düşünmek yağcılık değil, bilakis müslümanlığın gereğidir.İnsan insana iyi niyet düşünmeliki Allah ona bol rızık,nimet,fırsat ve en önemlisi hanesine sevap yazsın.Bizim kıriterimiz bu olmalı,falan ne der? Olmamalı.İnsanı insan yapan özellik bir arada yaşama ve paylaşma kültüründen nasip almalı.SÖZÜN ÖZÜ; İNSAN YAŞADI DÖNEMDE UN SAHİBİ DEĞİL, KENDİNİ ÜN SAHİBİ yapmaya odaklamalı diye düşünüyorum.Un yenir, biter veya bir süre sonra yenilmez durum alır.Ancak ün bitmediği gibi gelecek nesillerinde sermayesi olarak kalır.Bizim bölgemizde sık kullanılan bir deyimdir.Ben falanın oğluyum,torunuyum gibi.Bu kimlik o kişinin ünüdür,unu değildir.Buradan NARMAN'ın gülü Ayhan KARAOĞLU Kardeşime sevgilerimi sunuyorum.Köyümüzün Bursadaki megaiftaharı kıymetli dost ve arkadaşım YUSUF GÜNEY kardeşime önümüzdeki yerel seçimlerde başarı dilerken tüm köylülerimizin dualarının arkasında olmasını temenni ediyorum.Müminin mümine duası kabul olurmuş.Bu arenada neden bizlerden birisi olmasın?Diye düşünüyorum.Bu işler altyapı ister,kardeşimizde Allah için bu altyapıyı fazlası ile oluşturmuş.Temennimiz bundan böyle OTLUTEPELİ;iş dünyasında,bürokraside olduğu gibi siyasettede temsil edilen değil, temsil eder durumunu kazanır.Allah bilcümlemize hayırlı ömür,aş,iş,yuva ve kariyer nasip etsin.Ehliyetli insanların imkanlarını var ve daim eylesin.Tüm OTLUTEPE ve NARMAN'lı dostlarıma saygı,sevgilerimle Allah gönlünüzü var ve zengin eylesin.Hoşça kalın.
zahid website
Eklendigi tarih/zaman: 22-01-2009 13:17:53
teşekkür
Çok saygı değer abim.

Ara kenar siteye girip ziyaret ediyoruz hakkımda o kadar çok şeyler yazmışsınız ki mahcup oldum size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum Allah sizi istikametinden ayırmasın Allah yar ve yardımcınız olsun. Ayrıca bu site de çok harika çok beğeni ile zevkle izliyor reimlere bakıyor ve yazılan yazıları okuyorum allaha emanet olunuz.
ayhan karaoğlu
Eklendigi tarih/zaman: 22-01-2009 12:17:29
teşekkür
buradan herkese Allah' ın selamını sunarım.ESSELAMUNALEYKÜM......
sevgili Hüseyin abi benim hakkımdaki düşüncelerin için sana çok teşekkür eder saygılarımı sunarım.hiç birşey kendi kendine oluşmaz.sizinde yaptıklarınız iyilikleriniz varki beni bu şekilde düşünüyorsun.senin iyiliğin ve teveccühündür.seni herkes seviyor ama benim kadar değil bilirsin.iyiki varsın ve iyiki böyle güzel bir hayır hasanat konusunda önderlik yapıyor ve köylünün hizmetine sunuyorsun.sana her konuda sonsuz teşekkürlerimi sunarım.Allah razı olsun.hiçbirşeyden bıkmadın usanmadın
salih savaş
Eklendigi tarih/zaman: 21-01-2009 21:41:14
selam
Ben İstanbuldan Salih Savas..Babama göstermiş olduğunuz hassasiyetlerden dolayı hepinize teşekkür ediyorum.İşlerinizde Başarılar Dilerim..
sefa aydın 05325744838
Eklendigi tarih/zaman: 21-01-2009 20:44:39
taziye
selam aleykum kardeşlerim hepinizi canı gönülden kucakliyorum kardeşlerim eysizdir inşallah havva bibiye allahtan rahmet ailyi efradının başı sağ olsun kabri nurla dolsun ....
HÜSEYIN SAHAN
Eklendigi tarih/zaman: 21-01-2009 17:15:12
....................HOS GELDINIZ...................
......HOLLANDADAN Bütün siteye yazi yazanlara sonsuz saygi selamlarimi yolluyorum.

......NARMAN BELEDIYE BASKANIMIZ.
YÜCEL AHMET beye sitemiz ve köylümüz adina burda sonsuz saygilarimizi sevgilerimizi iletiyoruz.
bu secim ortaminda islerinin okadar yogunlugu arasinda degerli vakitlerini bizler icin ayirip sitemize tesrif etmeleri naziklik gösterip yazisiyla bizleri onurlandirmalari karsisinda ne desem azdir kendilerine sonsuz tesekkürlerimi sunuyorum.BU Iyi niyetliliginin ve büyüklülügünün karsiligi olarak ALLAH ÖNNÜ VE ISTIKBALINI ACIK ETSIN.
NARMAN HALKIDA BASKANIMIZA HAK ETTIGI DESTEGI YENIDEN VERECEKTIR ALLAHIN IZNIYLE.SAYGILARIMLA BASKANIM.
.....ZAHIT BEYsizi nasil unuturum sizin emeginiz cok tur bu siteye benim kadim dostum kardesim seni gönlümüze yazmisiz iyiki sizler gibi bu sitenin bizlerin dostuvar RABBIME HAMDOLSUN.

......Buradan sitemize yeni yazi yazan ve aramiza katilan.
ALIM SAHAN.
CAVAT SAHAN.
ERDAL SAAHAN.
SELIM SAHAN.
SINAN SAHAN.
ABDULLAH SAHAN.
.....Basta ALIM SAHAN CAVAT SAHAN ve yegenlerim SITEMIZE HOS GELDINIZ.SIZLERI BURADA GÖRMEK BENI GURURLANDIRDI yazilarinizla sitemize onur verdiniz.
.....Amcalarim sizleri burada aramizda görmek beni ziyadesiyle menmun etmistir bunu bilmelisiniz üstelik mesajlarinizda duygu dolu. okudum akuyunca hasretligin daginikligin hüzünü ve üzüntüsü üzerime cöktü sanki inanin.
.....Iste bede bu sittede KÖYLÜLERIMIN AKRABALARIYLA ve köylüleriyle bulusturup kaynastirmanin cabasi ve ugrasi icindeyim insallah basarili oluruz sizler sayesinde.
.....CELELETTIN SUBASI hoca seninde arada birde olsa bizi yanliz birakmaman en büyük destek ve mucadele azmimdeki payini bilmeni isterim. biliyorum hergün takip ediyorsun ama yazmiyorsun canin sagolsun keske fikirlerini yazip bizlerle paylassan daha iyi olur kanisindayim.
.....RAGIP KARADAYI abim her seyiyle beni yanliz birakmayan nasihalarindan haz aldigimi bilmelisin senin her dakka bu siteye baktigini cok iyi biliyorum insallah insallah bu ilgi ve alakaniza layik seyleri bu sitede sizlere suna biliyorumdur yoksa vebali agirdir bilirim saygilarimla.
.....AYHAN KARAOGLU. NARMANIN Gülü cicegi gönlümün bastaci mütavazi hos görülü yegenim. sen bu sitenin vazgecilmezisin farkindasin demi Sana gelen bütün müsterilere siteyi acik tutarak tanitmaktaki emegini nasil öderiz bilemiyorum var ol sag ol bu hizmetin karsiligini verir RABBIM insallah.
.....HÜSEYIN DEMIR. bu sitenin kurulma asamasindan buyana göstermis oldugu emegi ve destegi ni hic eksik etmedigine burda herkes sahittir.ama seninde morelini bozdular biliyorum hep sen bana sabirli ol takma derdin simdi ben sana aynisini söylüyorum kardesim takma kafana o söylenenleri degmez sen sendeki insanlik sevgi dolu meziyetindein taviz vermiyecegini biliyorum o yüzden üzülme üzülmene degmez o gibileri.bizleri ne bu siteden nede bir birimizden ayirma vekoparmayi bir birimizi kirip küsmemizi basaramazlar.bunu biliyorlar.allaha emanet ol.
......MUSA KUZEY. Deli dolu kardesim seni bu site gec kazandi buldu ama iyiki buldu hele hele sitenin kapandigindaki üzüntülerini ve beni destekleme ve sonuna kadar direnmemde israr ederek bana cesaret vemendeki azim ve kararliligin .taktirle karsiliyorum sen ve ayhan size yakisani yaptiniz beni yalniz birakmadiniz ugrastiniz bazi seylerle sagolun.
......ISRAFIL ÖZTÜRK.iZMIRDEKI Bu sitenin ilk temel taslarindan cilesini yanlizligini sitresini cekmekte beni yanliz birakmayan kardesim iyiki varsin IZMIRDE senden baska yazan yok bunu söylemek beni üzüyor Degerli ISMAYIL SUBASI abim yaziyordu simdi yazmiyor bilemiyom nerelere kayboldu ikiniz vardiniz AMA sen ilk günden buyana burdasin hic terketmedin sende hakkini helal et allaha emanet ol.
.....SELIM BINICI kardesim senin yazilarinida okumak bir ayricalik ama bazilarini yayinlamiyorum yayinlamadigimin sebebini söyledim anladin saniorim.bir yerden alinti yaptigin yazilari karisik oluyor okunmuyor oyuzden yayinliyamiyorum .
......ABDULLAH YOLCU degerli kardesim sende sitemize onur veriyor renk katiyorsun sagol yalniz kendini bir tanitirsan sevinirim sini bizim sitemizde görmek bize seref verir seninde bir arzun istegin varsa sitede görmek istedigin cekinmeden bana yaza bilirsin saygilar.
.....VELI SAVAS yazilariyla bizleri hic yalniz birakmadin sagol bu arada banandan dolayi gecmis olsun iyidir babaniz ben ömerle görustum hergünde haberini aliyorum herkese selamlar.
......YUSUF GÜNEY bursadaki kardesim nerelerdesin biliyorum secim arefesinde oldukca yogunsun oyüzden hos görüyorum insallah kazanirsin bizleri gururlandirirsin.ALLAH YARDIMCIN OLSUN.
......MUSTAFA SUBASI.Takatardan bizleri destekleyen yanliz birakmayan kardesim sagol iyiki senin gibi genclerimiz var bizleri gururlandiriyorsunuz.allah evine kavustursun.
......CELAL POLAT. IZMIRDEN CAN KARDESIM SENDENDE ALLAH RAZI OLSUN KARDESLERINE SELAMIMI SÖYLE senin öncülügunde belki onlarda yazarlar.

.....NOT: isterdimki burada herkesi teker teker ismini yazip tesekkür ediyim ama sizlerin bana ve siteye verdiginiz emek deger ve destegi anlatmaya günler yetmez ismini yazamadigim herkes benim kardesim herkese tesekkür ediyorum beni bagislayin ismini yazamadigim kardeslerim sizler benim yüregimin en güzide kösesindesiniz bunu ALLAH BILIYOR
HAKKINIZI HELAL EDIN. IYIKI BENIM KÖYÜMSÜNÜZ HEPINIZLE IFTIHAR EDIYORUM.
......HÜSEYIN SAHAN......
yusuf güney
Eklendigi tarih/zaman: 20-01-2009 19:38:29

HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞAN HAVVA TEYZEYE ALLAHDAN RAHMET DOST VE AKRABALARINA SABIRLAR DİLERİM
CELALETTİN SUBAŞI
Eklendigi tarih/zaman: 20-01-2009 14:59:27

Selamun Aleyküm,sevgili site sakinleri.Öncelikle hakkın rahmetine varmış olan;Havva teyzeye Allah'tan rahmet,yakınlarına başsağlığı dileklerimi ifade etmek istiyorum.Köyümüz büyüklerinden vede benim kıymet verdiğim,Narman'da çalıştığım dönemde çok sıcak ilişkilerim olan değerli büyüğümüz, siyasette köyümüzün dışa açılan ilk penceresi olan ,Lütfi SAVAŞ Beyefendiye ve çocuklarına geçmiş olsun dileklerimi sunuyor mevladan hayırlı şifalar diliyorum.Narman Belediye Başkanı sayın Yücel Ahmet İŞLEYEN'e seçim çalışmalarında başarılar diliyorum.Hüseyin ŞAHAN şahsında tüm site sakinlerini selamlıyorum.Hoşça kalın Allah'a emanet kalın.
selim binici
Eklendigi tarih/zaman: 20-01-2009 13:54:08
Türkiye ve İslâm Âlemi’nin Geleceği

Burada çok kısa bir sûrette tahlîl etmeye çalıştığımız bu gerçekler ve onların Dünya’nın geleceğine te’siri uzun uzadıya anlatılması gereken ehemmiyetli bir meseledir. Burada “Türkiye, İslâm Âlemi ve Siyonizm’in geleceği” ne dâir birkaç husûsu kısaca arz etmek istiyorum

Gitgide dehhâmeleşen Siyonizm zulüm ve istismârının, tarihte bir çok ülkede ve pek çok kereler müşâhede edilegelmiş olduğu sûrette, ciddî aksülamellerle karşılaşması mukadderdir. Üstelik bu defa bu aksülameller Araplara mahsus ve “millî” vasfında değil, âlemşümûl bir karakterde zuhûra gelecektir. Dünyanın globalleşmesi, siyonizme hep fayda sağlayacak değil ya!..

Diğer taraftan İsrail’in Kudüs gibi, üç dine âid bir mukaddes toprak üzerindeki ısrarlı iddiası Müslümanlar kadar, Hıristiyanların da bu hususta hareketlenmesine sebep olacaktır. Daha şimdiden, İsrail’in -itibar olarak- dönüşe geçmiş olduğunu söyleyebiliriz. Zira O, bütün insanlığa karşı -adetâ- müşahhas bir husûmet ve nefret hedefi hâline gelmiş bulunmaktadır.

Türkiye ise, aksine yeniden büyük bir şahlanışın arefesindedir. Bu görüşü haklı kılan esbâb-ı mûcibe ve onun fiiliyâttaki tezâhürlerini anlatmadan önce İsrail, Türkiye ve İslâm Âlemi’nin geleceğine dair düşünceleri iki ayrı perspektiften inceleyelim:

a- “Hıttîn Korkusu” Perspektifinden

b- Kader Perspektifinden

A- “Hıttîn” Korkusu Ve Bunun Âmil Olduğu Plân

Ortadoğu coğrafyasına yabancı bir unsur olarak yahudilerden önce hristiyan Batılılar gelip yerleşmişlerdi. Onların âkıbeti yahudilerin tarih boyunca kulaklarına küpe olmuş ve onlar gibi yok edilmek korkusuyla kendilerini dâimâ bıçak sırtında hissetmişlerdir.

Gerçekten Haçlılar, 1095 yılında tertipledikleri bir seferle 1099′da Kudüs’ü zabtedip büyük bir katliâm yaparak buraya yerleşmişlerdi. Kısa zamanda Antakya’ya kadar uzanan bir “Haçlı Krallığı” kurmuşlardı. Fakat İslâm Âlemi’nin o zamanki dağınıklığından istifâde ederek gerçekleştirdikleri bu zafer uzun sürmemiştir. 1187 yılında “Taberiye Gölü” yakınındaki “Hıttîn” adlı tepenin eteklerinde Selahaddin-i Eyyubî tarafından müdhiş bir bozguna uğratılmış, çoğu susuzluktan helâk olmuştur. Haçlıların bu mağlubiyeti üzerine 2 Ekim 1187′de Kudüs’e giren Selahaddin-i Eyyubî insanlık tarihinde misal teşkil edecek dehşetli bir adâletle Kudüs halkının yaralarını sarmış ve bu kadîm İslâm diyarını yeniden müslümanlara kazandırmıştır. O gece Miraç kandilinin yıldönümüydü. Selahaddin Eyyubî bu vesîleyle afv-ı umûmî ilân etmişse de kılıç artığı Haçlılar, bu eşsiz merhameti bir taktik eseri zannederek kaçıp Akra kalesine sığınmışlardı. Bu kale ve civarında bir müddet daha mukâvemete devam etmişlerse de meşhur Memlük Emîri Sultan Halil tarafından 1291′de kılıçtan geçirilip denize dökülmüşlerdir. Bu topyekûn yok edilme Roma İmparatoru Titus ‘un zaferine benzemiyordu. O Mabed-i Süleyman’ı yıkmıştı, fakat yahudileri kılıçtan geçirip yok etmiş değildi. Ancak müslümanların bu zaferiyle o coğrafî bölgeye hâriçten dâhil olmuş hıristiyan unsur tamamen yok edilip ortadan kaldırılmıştır. Şimdi şu kadar asır sonra yahudiler de aynı coğrafyaya yabancı bir unsur olarak hulûl edip devlet kurmuşlardır. Ancak vaktiyle hıristiyanların yaşadığı mâcerâ dolayısıyla “Hıttîn, yani yok edilme korkusu” her yahudinin şuuraltında derin izler bırakmıştır. Bunun için yahudiler aynı âkıbete uğramamak için sırf Ortadoğu milletleri, hâssaten araplara karşı çeşitli plânlar yapıp geliştirmişlerdir. İsrail Devleti’nin bekasını temin maksadına bağlı olan bu plânlar her ne kadar gizli tutulmakta ise de bunlardan zaman zaman bazı sızıntılar ve bu bâbda bazı bilgiler Dünyâ umûmî efkârının ıttılâına mâruz kalmaktan kurtulamamıştır. Gerçekten İsrail Dışişlerinde vazifeli Oded Yinon ‘un 1982 yılında Dünya Siyonist Teşkilâtı’na bağlı Enformasyon Dairesi’nin ibrânice yayın organı olan “Kivunim” de yer alan bir rapor işte bu sızıntıların en dikkat çekici olanıydı. “1980′lerde İsrail İçin Strateji” adını taşıyan bu rapor, İsrail’in bütün Ortadoğuyu kendi beka stratejisi icabı olarak nasıl şekillendirmek lâzım geldiğini gözler önüne koyuyordu. Ona göre 20. asrın başlarında Ortadoğu’daki devletlerin hududları İngilizler tarafından âdetâ cetvelle çizilmiş olup tamamen sunî bir mâhiyet arzetmekteydi. Mezkûr rapora göre ne Irak’ta bir ırak milleti, ne Suriye’de bir suriye milleti, ne Ürdün’de veya Mısır’da… bir millet olmanın icâbına göre tekevvün etmiş bir siyâsî câmiâ mevcud değildir. Bunlar kâh ırk ve kâh da mezhep itibariyle kozmopolittirler. Bu bölünme İsrail’in Ortadoğu’da tutunması maksadıyla gerçekleşmiş olmasına rağmen bu hususta kâmil bir netice hâsıl olmak için bir kere daha tekrarlanmalıydı. Kısacası İsrail’in etrafındaki bütün devletler ki, buna Türkiye de dâhildir- yeniden birer ikişer ve bazı ahvâlde üçer yeni parçaya ayrılmalı, Osmanlı mirasında teşekkül etmiş olan devletçikler daha da ufalanıp İsrail karşısında mukavemet gücünü büsbütün kaybetmeliydiler. 1982 tarihli bu rapora rağmen, raporun mantığı 1975′ten itibaren fiilen tatbik sahasına konulmuştur. Küçücük Lübnan bu yahudi emeline ilk olarak muhatab olmuş ve onun beş bölgeye bölünmesi planlanmıştır: Hıristiyan Mârûnî, müslüman sünnî, müslüman alevî, dürzî vs. Henüz yaraları kapanmamış bulunan Lübnan iç harbinin derûnî sebebi bu yahudi emeliydi.

Bahsi geçen raporda komşu Suriye’nin de alevî-sünnî, kürt vesâir sûretle en az üçe bölünmesi plânlanmıştır. Bu kader aynen Irak için de mevzubahistir. O da kürt-sünnî ve alevî olarak parçalanacaktır.

Adı geçen rapor Mısır’ın nasıl bölüneceğini anlatırken daha önce diğer arap memleketlerinde vâkî olan bölünmenin bir domino tesiri icrâ edeceği ve bunun aynen Mısır’da, Sudan’da, Libya’da, hatta Libya’nın güneyindeki Çad’da nasıl vâkî olabileceği uzun uzun anlatılmıştır.

İsrail Devleti’nin bekası hesabına plânlanan bu parçalanmanın asıl ve ehemmiyetli mihrak noktası ve hedefi Türkiye’dir. Türkiye de kürtlerle bölünecek bu sûretle Türkiye’nin “arz-ı mev’ud” a dahil olan parçası bilâhare ve daha kolaylıkla yahudinin eline geçebilecektir. İsrail’in Kuzey Irak’taki kürt oluşumuna desteğinina asıl sâiki budur. Fakat İsrail kendisiyle hem-hudud olmayan Yemen, Sudan ve Çad gibi diğer arap memeleketlerinde dahî bölünmenin hangi usûl ve esaslara dayanarak gerçekleştirilebileceğini dakîk bir sûrette planlamış ve zikri geçen rapor üzerinde imal-i fikr eden ve onu geliştiren çeşitli raporlar ve eserler ortaya konulmuştur. (1)

Bugün ortalıkta dolaşan “Büyük Ortadoğu Projesi” aslında yahudinin bu emelini setretmek için ortaya atılmış ve mürevvici Amerika olarak gösterilmiştir. Hiç şüphesiz bu projede Amerika’nın da takip ettiği emeller mevcuddur. Fakat temel sâik İsrail’in bekası endişesidir ki, bu durum ileride anlatılmıştır.

Bütün bu anlatılanlar gerçekleşecek midir?!.. Bize göre hayır!.. Bunlar yahudinin kursağında kalmaya mahkûm birer hamhayaldir. Zira Kur’ânî bir hakikat olarak “Ve mekerû ve mekerallah. Vallâhu hayru’l-mâkirin” , yani “İnsanlar plân yapar, Allah’ın da bir plânı vardır. Muhakkak ki, eninde onunda Allah’ın plânı galip gelir.” Lâkin Allah’ın plânının, yani murâd-ı ilâhînin ne olduğunu bilmek biraz zordur. Bununla beraber imkânsız da değildir. Bugün Âlem-i İslâm kaç asırdır terâküm etmiş bulunan ihmalin doğurduğu istihkâkına kefâret teşkil etmek üzere bedel ödemektedir. Türkiye’deki başörtüsü zulmünden Filistin’de yarım asırdır devam eden mezâlime ve hatta bugün Irak’taki zulümlere kadar bütün olup bitenler İslam Âlemi çapında müslümanların istihkâkını tebdîle medar olacak bir kefâretten ibârettir. Bu kefâret üzerimizdeki celâlî tecellîyi cemâle inkılab ettirinceye kadar devam edeceğe benzer. Bu da uzak değildir. Zira herhangi bir müslümana sırf imanından ve bundaki ısrarında dolayı vâkî zulüm yalnız onun şahsî günahlarına değil; tekmil İslâm Âlemi’nin günahlarına kefâret teşkil eder. Zulüm ne kadar çoğalırsa müslümanların tecellî-yi ilâhîde kahırdan lutfa muhatab olmaları o kadar yakınlaşmış demektir. Şimdi de bu zikrettiğimiz delile munzam dellilerle önce Türkiye’nin, sonra da İslam Âlemi’nin murâd-ı ilâhî icabınca arzedeceği vecheyi bir nebze izah edelim.

B- Kader Perspektifinden Türkiye’nin Geleceği

Bütün Kâinât, bir tiyatro sahnesi gibidir. Onun içinde mevcud tekmil varlıklar da, bir senaryonun eşyası, dekoru ve kahramanları mesâbesindedir. Hepsi de kaderin me’muru ve mağlubudur. Âmil ve fâil oldukları veya mef’ul bulundukları vukuât ve şuunât (realiteler) da murâd-ı ilâhî, diğer bir tâbirle izn-i ilâhî çerçevesinde cereyan eder. Cenâb-ı Hakk’ı “müsebbibu’l-esbâb” yani sebeplerin sebebi, temel sebep bilmenin neticesi olan bu görüş, “cebriye” değildir. Zira cebriyede kul, irâde ve ihtiyâra sahip olmayan sâir mahlûkât derekesinde telâkkî olmaktadır. Halbuki zîşuur olan ins u cin, âriyet gibi iğreti de olsa cüz’î bir iradeye mâliktir. Hiç şüphesiz ilm-i küll sahibi olan Allah, bu cüz’î iradelerden ne sâdır olacağını mutlak bir sûrette bilir. Ancak, bunun ilm-i ezelî ile bilinmesi, bizi kul için bir “cebir” vâkî imiş gibi düşündürmektedir. Bunun sebebi de, insan idrakinin “zamanla mukayyed” olmasıdır. Halbuki, Allah katında zaman yoktur. Cenâb-ı Hakk’ın bir şeyi olmadan evvel bilmesi, bizim olduktan sonra bilmemiz kadar kolay ve tabiîdir.

Nasıl, bir senaryoda onu, tasavvur, tahayyül ve tasnî eden kimse tarafından tesbit edilmiş bir ana fikir ve esas gaye mevcud olursa, bu Âlem’de de böylece bir temel maksad vardır. Vukuât, O, ilâhî olan gaye çerçevesinde ezelden ebede sebep-netice münâsebeti içinde sonsuz bir cereyan ve teselsüle me’mur olarak akıp gider. Ancak, bu akış, üstün bir me’muriyeti olan ins ü cin idraki ile kavranabilen ve kavranamayan bir takım temel kanun ve kâidelere tâbî kılınmıştır. İlâhî tâyinle gerçekleşen ve hep bâkî kalan bu kaidelere, biz bazen “meşiyyet-i ilâhiye” bazen da “tabiat kanunları” der, geçeriz. Bütün varlıkların bunlara -yoluna döşenmiş raylara tâbî olmak mecburiyetindeki trenler gibi- uymak zorunda bulunduğu bedâhât derecesinde bir gerçektir.

Eşyâ (şeyler) ve vukuâtın tanınması da bu kânun ve kâidelerin keşfi nisbetindedir. Bütün ilmî faaliyetler ise, bu keşfin hududlarını genişletmeye çalışmaktan ibârettir.

Şu temel görüş çerçevesinden bakıldığında, sayısız vukuât ve şuunâtın hay-huyu arkasında ilâhî tâyinle mevcud ve cârî, bütün âleme şâmil ve hâkim bir takım kânun ve kâidelerin mevcud olduğu görülür. Bunlardan biri de “ebedî zıtlık” ve bunlar arasındaki galebenin münâvebesi, yani daimî bir tahavvülât ve tebeddülâttır. İlâhî tecellî de bazen “celâl” ve bazen de “cemâl” e revaç vererek, bu mütemâdî değişikliğin asıl sebebini teşkil eder. Bundan dolayı, bu Âlem’de “bekâ” yalnız ve ancak Allah’a mahsustur.

Fizîkî ve tabiî hadiselerde olduğu kadar, sosyal ve beşerî faaliyetlerde de aynen vâkî olan şu keyfiyet, lâyıkı ile kavrandığı zaman, vukuâtın hikmetine nüfûz edebilir ve binnetice bir çok gereksiz telâş ve endişelerden kurtulmak imkânı doğar. Zira bu takdirde değişme seyrinin “celâl” den “cemâl” e mi, yoksa “cemâl” den “celâl” e mi olduğu kavranır. Murâd-ı ilâhî berraklaşır. Allah’ın takdirinin gerçekleşmesine hiçbir mahlûkun güç yetirebilmesi mümkün olmadığına göre, buna sa’y etmenin hacâlet ve sefaletine düşülmez. Sabır ve tevekkülün kemâline ulaşılır. Tecellî nöbeti “cemâl” de ise şükrün, “celâl” de ise sabrın bereket ve huzûruna nâil olunur.

Bununla birlikte şu gerçeğe de işaret edilmelidir ki, vukuâtın asıl sebebi olan murâd-ı ilâhî, bir tek vak’a veya vukuât zincirinin tek bir kesidinin müşâhedesi ile kavranamaz. Belli bir zaman parçası içerisindeki gelişme seyri takip ve tahlil edilmelidir. Zira, her türlü tahavvülât ve tebeddülâtta bir tedrîc kânunu cârîdir. Bu keyfiyet zelzele gibi ânî oluşlarda bile onların hazırlık safhasında yine bâkî ve cârîdir. Diğer taraftan bazen bir tecellînin zâhiri ile bâtını arasında fark da olabilir. Zâhiri “kahır” , bâtını “lütuf” veya bunun aksi olan hâdise ve oluşlar da az değildir. Bunları da zaman çözer!.. Bir eriğe, bir de cevize bakınız!.. Birinin kabuğu taş gibi sert, içi lezzetli meyvedir. Erikte ise bunun tam tersidir. Gündüzden geceye geçişte, karanlıkların âniden Dünya’mızı istilâ edemeyip tedrîcen ve perde perde gerçekleşmesi, bu Âlemdeki bütün tahavvülât ve tebeddülâta hâkim bir meşiyyet-i ilâhiyedir. Sabahleyin şafak sökmesi de öyle değil mi?!..

Bir de şu var ki, bu Âlem’in bir “dâr-ı imtihan” olmasını dileyen Cenâb-ı Hakk’ın asıl sebep olan zâtî irâde ve ihtiyârı -pek az istisnâ ile- mestur ve meknuzdur. Her şey zâhirde mahlûka kâbil-i izâfe bir takım esbâb ile gerçekleşir. Bunu bilen âkil ve ârifler, vukuâta röntgen gibi derinlere işleyen, ve böylece meknûz ve mestur olanı görebilen bir nazarla bakarlar.

Bu temel İslâmî gerçeklerin ışığında Türkiye’nin kısaca, önce geçmişine, sonra da geleceğine bir nazar atfedelim.

1- Geçmişe Bakış:

Türk Milleti’nin İslâm’dan önceki eski asırlarda fârik ve mümeyyiz vasfı harb, darb, cenk, cidâl, kavga ve cihangirliktir. Dünya’da en eski ve en büyük beşerî eser olan “Çin Seddi” bu gerçeğin fiilî bir şâhididir. Bu gün o geçmiş uzun asırların vukuâtına baktığımız zaman, bunun ilâhî bir tanzimle müthiş bir hazırlık, -tâbir câizse- antreman olduğunu görebiliriz. İçinde olsak bunu kavrayamazdık. Zira nefsânî gibi görünen o eski harb-darb faâliyeti sonraki “İslâm Müdâfîliği” için bir liyâkât kazanma safhası olmuştur. Bu artık bellidir. Tıpkı Arapların, İslâm’dan asırlarca evvel başlayan talâkât, belâgat ve edebiyat merak ve hevesleri ile Arapça’yı geliştirerek O’nu ilâhî irâdeyi istiâb edebilecek bir kemâle ulaştırmaları gibi… O eski Araplar da şiir yarışlarında nefes tüketirken, kaderin hesabından habersizdiler. Bu gerçekle, daha küçük çapta da olsa, kendi hayatında karşılaşmamış bir fert tasavvur olunamaz!..

Lütfu setredip saklayan kahra veya celâl içindeki cemâl tecelliye tarihten bir misal verelim:

Mâhud “Moğol İstilâsı” İslâm Âlemi’nin yakılıp yıkılmasına, medenî mâmûrelerin harabeye çevrilmesine sebep olan dehşetli bir kahır tecellisi idi. Zulüm denince ilk akla gelen isimlerden biri olan Hulâgû tarihlerin rivâyetine nazaran, Hilâfet merkezi Bağdat’ta dînî ve ilmî eserleri kerpiç gibi kullanarak kendisine bir saray yaptırmıştı. Ancak bu müthiş kahır ve zulüm istilâsı, önüne katıp sürüklediği “Müslüman Türk” kitleleriyle Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşması gibi mes’ud bir neticeye de âmil olmuştur. Böylece, zaafa uğramış İslâm Dünyası’na bir “tâze kan” olarak Türk unsurunun katılmasını sağlamıştır.

Osmanlı Devleti’ni kurmuş olan “Kayı Han Aşireti” de bu sûretle Türkistan’ın “Mahan Bölgesi” nden çıkarak Batı’ya yönelmişti. İlk istikâmetleri an’anevî göç hedefi Cezîretü’l-Arab idi. Bu maksadla Sûriye’ye geçerlerken reisleri Süleyman Şah, Fırat Nehri’nde akıntıya kapıldı. Ayağının atın özengisine takılması yüzünden kurtulamayarak şehid oldu. Aşîret mâteme gark oldu. Süleyman Şah ‘ı Câber’de toprağa verdikten sonra, istikâmetlerinin uğursuzluğuna hükmederek geri dönüp Ahlat’a geldiler. Eğer Sûriye’ye gitselerdi, daha önceki bir çok Türk aşîreti gibi orada kaybolup gidecekleri muhakkaktı. Kiminle mücadele edip de yükseleceklerdi. Etraf hep müslümandı. Ama Ahlat’ta kendisine mürâcaat ettikleri Selçuklu Sultanı onlara yerleşmeleri için Söğüt ve Domaniç ‘i göstermişti. İhtimal buna da canları sıkılmıştı. Zira sürüleriyle bütün bir aşîret takriben bin kilometre bir mesâfeyi kat’etmek mecburiyetinde kalmıştı. Halbuki, önü küffâr olan bu mıntıkada onların cihad gayret ve kâbiliyetlerine -sevk-i kaderle- engin bir saha açılmış oluyordu. Bu kahrın içine saklanmış bir lütuftu. Meknuz ve mestur bir murâd-ı ilâhî idi.

Diğer taraftan Söğüt’e yerleşen Kayı Han Aşireti’nde arka arkaya on lider ( Osman Gazi ‘den Kânûnî ‘ye kadar) dehâ üstü birer şahsiyet olarak tarih sahnesinde mes’ud ve muhteşem rollerini oynamışlardır. İnsanlar evlâdlarının karakter ve kâbiliyetlerini te’min husûsunda bir imkân sahibi değillerdir. Âlimden zâlim doğduğu az görülmüş bir vak’a değildir. Demek ki, kader onları yükseltmeyi murâd edince, her cihetle kendilerine yâr ve yâver olmuştur. Kader yâr ve yâver olunca, bir meziyet bin meziyet kadar randıman sağlarken, bin kusur, belki bir kusur kadar rol oynayabilir. Tıpkı akıntı istikâmetinde yol alan bir kayık gibi… Bir kürek çekmekle, akıntının sür’atine bağlı olarak icabında on kürek çekmiş kadar mesafe kat’edersin. Fakat gidişin akıntıya ters ise, netice bunun aksi olur. İşte beşerî irâdelerin, kadere tevâfukunda böyle müthiş bir bereket mevcuddur. Osmanlı’nın yükseliş hengâmında O’nu ihâta eden hâricî şartların zâtî irâde ve imkânlarından fazla rol oynadığı tarihin sayısız şehadeti ile sâbittir.

Yükselişte olduğu gibi çöküşte de bu kadere ve daha emin bir tâbirle murâd-ı ilâhîye paralel veya ters düşmenin müsbet ve menfî tezâhürleri için söylenecek söz ve verilecek misâl sonsuzdur. Biz burada bu kadarla iktifâ ederek, biraz da geleceğimize atf-ı nazar etmek istiyoruz.


BÜNYAMİN SEZER
Eklendigi tarih/zaman: 20-01-2009 13:46:20
ziyaret
selamaleykumdegerli site sakinleri ve köylülerim ALLAH ın selamı üzerinize olsun tüm köylülerime kucak dolusu serlamlar ALLAHA EMANET OLUN BÜNYAMİN

Guestbook Powered by: MN Guestbook Version 1.5